|
|
December 17
SAAT
TARİH

| |
elimden tuttun cektin beni kendine yanima yanas,uzak durma. ellerin ellerimdeydi sicacik ve kücuktü kokun en guzel parfumlerden dahada bayilticiydi özlemisim seni be.... niye hic gelmedin yanima cok özlemiism seni cok uzum zaman oldu nerelerdeydin he? bidaha böyle uzun ayri kalmayalim dayanamiyorummmmmm oooooo bitanem benim dedin basimi gogsune cektin dudaklarin dudaklarima o kadar yakindiki kalp atislarini ordan duyabilyiordum yaklastirdin ,yaklastirdin yaklastiridin kurumus bi cicek gibiydi sulanmayi bekleyen canlanmayi bekleyen bi gül gibiydi öpmeye basladin kendimi cekemiyordum bile sonra basimi kaldirdim bunu öp bikere dedin öptüm ötekinide dedin ,onuda öptüm cok severdin öpturmeyi illa ikisinide birden telefon calmaya basladi nerde caliyior bu telefon gözümü actigimda ev telefonuydu scheisse niye uyandim bee.. Ne seni unutacak kadar zaman gececek
Nede gecen zaman seni unutturmaya yetecek.
Birakip gitsende unuturum sanma
Zaman alismayi ögretir UNUTMAYI ASLA
PEMBE DUDAKLIM....
SENI SEVIYORUM DEMEK
ÖNCLERI HISSETMEDIGIM ICIN
HEP DUYMAK ISTERDIM
DUYMADIGIM ICIN HIC HISSEDEMEDIM
SIMDI DUYMASAMDA ICIMDE HISSEDIYORUM
HISSETTIGIM ICIN DUYMAMA GEREK YOK....
CÜNKÜ SENDE BENI SEVIYORSUN......
PEMBE DUDAKLIM....
Sana dokunmak koklamak bir mucizeydi,
seninle olmaksa bir mucizeyle yasamak..
Sigaranin dumani olmak isterdim onu
cekdigin gibi beni cekmeni icine
onun gibide zehirlemek isterdim seni
sadece benim icin ölesin diye........
PEMBE DUDAKLIM....

|
|
| |
|
|
EKLEMEK İSTEYENLER İÇİN LOGOM

<A href="http://spaces.msn.com/members/LAVINIA0034/" target=_blank><IMG style="WIDTH: 236px; HEIGHT: 173px" height=173 src="http://img511.imageshack.us/img511/9660/lavna6du.gif" width=365
border=0></TR> </A>
.........................................................................................................................................................
DOSTLAR OKYANUSUN
İÇİNDEKİ
İNCİYE BENZER
AZ BULUNDUKLARI İÇİN
O KADAR DEGERLİDİR
DOSTANE DÜNYAMDAKİ TEK
İNCİSİN...
|
SEVGİLİLER,GÜNÜ
KUTLU OLSUN


SEVGİSİZ,VE SEVGİLİSİZ,KALMAMANIZ UMUDUYLA

|

| |
|
Ben seni dün sevmedim
çünkü dün bitti
ben seni bugün sevmedim
çünkü bugün bitecek
ben seni yarın sevdim
çünkü yarınlar hiç
bitmeyecek...
Bana seni seviyorum dediğin
zaman bu yalan bile olsa
bu yalanı dunyanın bütün
gerceklerine değişmeye hazırım
Aşk insanın hem dostu
hemde düşmanıdır.
İnsanı onun gibi yıkan,
onun gibi sevindiren
birşey daha yoktur hayatta.
Dünde bugünde yarında
yüreginde yüregin kadar
yanındayım kendini yalnız
hissettiginde elini
yüregine koy ben hep ordayım
Ay ışığının aydınlattığı
bir kumsala küçük bir
dal parçasıyla seni
seviyorum yazmak
isterdim ama sen
hırçın bir dalga olup
silersin diye
yazmaktan korktum!!!
Mevsim ağlıyor bugün,
özlüyor o aydınlık günlerini,
ayrılıyor yapraklar ağaçlardan
bir hasret rüzgarıyla.
Bana Eylül'ü yaşatma ey sevgili!!
Buruk bir duygu yuklenirse
yuregine, gøzlerin zaman
zaman dalarsa uzaklara,
kulaklarin zamansiz
deli gibi cinlarsa,
bilki bir yerlerde
deli gibi özlenmissindir.
Yildizlar gøkyuzunde kayarken,
melekler ise oynasirken,
sen ise dalip beni dusunurken,
seni daima kalbimin
derinliklerinde izleyecegim
Bir umut kusu ciz yuregime
beyaz olsun tuyleri
kalbin kadar temiz olsun
Bır kanadı senın icin
diger kanadıda sevdigin icin cırpsın
Aşkların en soylusu birken
birçok olandır sevginin
en güzeli paylaşılan EMEKTİR
Aşkların en soylusu birken
birçok olandır
çıkarsız ve sınırsız paylaşılan YÜREKTİR
Deli bir yagmur olsam
seni YAGDIGIM yerler kadar
severdim. Deli bir rüzgar olsam
seni ESTİGİM yerler kadar severdim.
Ama ben sadece DELİYİM ve seni ALDIGIM HER NEFES KADAR ÇOK SEVİYORUM !!!!
Güzelsin, şirinsin, şahanesin.
Çektiğim çileme tek bahanesin.
Melek mi? şeytan mı? bilmem ki nesin.
Tuzaktan tuzağa atsan da olur
ben seni seviyorum sen sevmesende olur.
Duyuyorum sana
dokunmanın ezikliğini
ve düşünüyorum aşık
olmanın
rezilliğini inan yanındayken
çekiyorum en çok hasretini!!!
Aşkım var dağlar bilemez,
sevgim var kimsenin aklı alamaz,
birde sen varsın ya bir tanem
dünyada kimse böyle sevemez...
Bir ilk gibi yaşayacağım
içimde,kalan son sevgi
parçasını seninle,
sakın ayrılmayalım aşkım ölsem bile ellerinde...
|
| |
|
|
  
LAVİNİA
Sana gitme demeyeceğim. Üşüyorsun ceketimi al. Günün en güzel saatleri bunlar. Yanımda kal.
 Sana gitme demeyeceğim. Gene de sen bilirsin. Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, İncinirsin.
 Sana gitme demeyeceğim. Ama gitme Lavinia. Adını gizleyeceğim, Sen de bilme Lavinia
ÖZDEMİR ASAF
GEL DEMENİ BEKLERDİM
Gece her yer karanLık Bi güneş doğacak diye beklerdim Sensizliği her an yaşıyorum

Sadece bana gelmeni diliyordum Gelemezsende Gel demeni bekliyordum Sensizliğe hapis yatıyorum her gece
 Mahkum duygularım bu düşüncede Kendime aykırı biri oluverdim Ne olur bana geleydin Veya
 Gel demeni beklerdim Soruların ardı cevaplar dolu Geceden sonra elbet güneş doğpacak diyorlar
 Neden bu kadar umursamazsın SEvgiLİm BAna gel deyivereydin Gel demeni beklerdim Asker gibi kapıda
 24 saat düşüncemdesin Her zaman bir deli manyak Sensizliğe zaman aman alışmak mı lazım
 Neden bana tuzaksın Ey yarim Bana uzaktanda olsa bir cümle Gel demeni beklerdim bana
 ...DeLi aşkım sen berLİnde ...Manyak aşkın ise başkentte Neden bu kadar uzaktasın be güLüm
|
|
|
|
OTUZ YAŞ
daha vakit var diye yazmadığımız şiirlerdi kaldılar yüzümüzden gelip geçti ilk gençliğin fener alayları yeniyetme arkadaş çetesi dağıldı artık büyümenin konaklama yerlerinde nice ihanete uğradık ayrıldı yollar ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki dört yöne dağıldılar
daha vakit var diye dönüp de bir gün kaldığımız yerden,hepsini birden yaşarız sandık oysa emanetmiş bizim sandıklarımız içlerinde kilitli kalmış onca şeyle günü geldi aldılar
nasıl kullanılacağı bilinmeyen anlardı sonuna dek yaşamaktan korkup da kaçtığımız yerini ve anlamını bulmayı beklerken çürüdü gitti içimizde saklı duygularımız şimdi yabancı bakışlara bir şey söylemeyen karalama defterleri,bulanık anılar rüzgara,ateşe,suya yazılmış gençliğin solgun güncesi biz ne zaman büyüdük onlar ne zaman yetim kaldılar tutulan güneşlerin altında yollar geçildi dönüş yok artık o duyarlığa yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar
MURATHAN MUNGAN

|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
|
VAZODA TOZLU GÜLLER
yanılmayan iki el kapandı birbirinin üzerine gözleri sisli kır, ad kavmi kırık mühürler yılların derin kalıntısından bağışlamasız bir duruş seçti kendine sanki artık hiç bir şey kımıldatamaz içinde küllenen o beyaz pişmanlığı her şeyi sessizliğiyle bütünleyerek geçiyor kullanmadığı günlerin içinden başka ellerin kurduğu bütün saatleri bırakmış tozlu ayrıntıların zulmüne akşamsefaları gibi dalgındı geçen yaz sonu onu görmeye gittiğimde benden öteye bakıyordu benden çoktan geçmiş bakışları bir tek yağmurun sesiyle tanıdık bir şeyler geçiyordu yüzünden bir ölünün anısı kadar belirsiz bir aydınlık nasıl birikmiş içinde bunca süzülmüş acı, nasıl ulaşmış içindeki tedirgin erince kopkoyu bir kötülüğe dönüşmüş onca hayal kırıklığı kayıp kıtalar gibi baktık birbirimize. Tamamen silinmiş aklımdan eski fotoğraflarda buluştuğumuz yer Oraya nereden gidilir şimdi? Oysa karşımda oturuyor O opal lambanın gölgesinde iyi eğitilmiş kötülüğün bütün incelikleriyle Bir de vazoda tozlu güller...

MURATHAN MUNGAN
|
|
|
|
|

| |
Ağustos Çıkmazı
Beni koyup koyup gitme, n'olursun Durduğun yerde dur Kendini martılarla bir tutma Senin kanatların yok Düşersin yorulursun Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Bir deniz kıyısında otur Gemiler sensiz gitsin bırak Herkes gibi yaşasana sen İşine gücüne baksana Evlenirsin, çocuğun olur Beni koyup koyup gitme, n'olursun
ATİLA İLHAN
Birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın
sakıncalı...
Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
İstanbul'a Kar Yağıyordu...
Yetmişdokuzun kışıydı Sertti, soğuktu İstanbul'a kar yağıyordu Kömür yanıyordu sobalarda Geceleri polisler, bekçiler oluyordu Bir de biz oluyorduk Ölümüne üşüyorduk ha, Yalan yok, polisler de üşüyordu Onaltı yaşındaydım Herşeyi bükecek bileğim vardı Onaltı yaşındaydım Aslan gibi ortadaydım Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına Senin için şiirler Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için Kahrolsun yazacak kadar adamdım Onaltı yaşındaydım Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden Ne de birileri kahroluyordu Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden Onaltı yaşındaydım Yalan yok Ben yazmaya böyle başladım Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer Yıkıldı gitti Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum Kocaman laflar ediyorum Marşlar biliyordum Kitaplar okuyordum Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan İstanbul'u seviyordum Seni seviyordum Dualar öğreniyordum Meydanlarda toplanıp bağırıyordum Herkes gibiydim Herkes kadar cesur Herkes kadar korkak Herkes kadar filinta delikanlı Ve herkes kadar buralı Yetmişdokuzun kışıydı Sertti soğuktu İstanbul'a kar yağıyordu Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken Haliç'in arkasında toplanıyorduk Gece adamı içine çekiyordu Biz geceyi içimize çekiyorduk En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları Herkes beni seviyordu En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa Coğrafya defterimin arkasına Bunu kimse bilmiyordu Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum Ve hızla kaçıyordum Sizin evin duvarına birkez olsun "Seni seviyorum" diye yazamadım O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu Dedim ya Yetmişdokuzun kışıydı Sertti soğuktu İstanbul'a kar yağıyordu
İBRAHİM SADRİ

Can Yücel' den yaşayamadıklarımıza......
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda bos yere saatlerce havadan sudan söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek. Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanmadıgım bir sürü insanlarla paylaşmak.Senin yanında olan seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak. Seninle olmanın en mutlu yani ne biliyor musun? Tanıdık birileriyle karsılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.Elimde kırcicegiyle seni beklemek...Ayni mekânlarda aynı yiyecekleri yemek. Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerim i yıldızlara aya anlatmak...Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak. Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek...Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime. Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin?Sen benimle hiç olmadın ki.Olsaydın avuçlarım terlemezdi...Isırmazdım dilimin ucunu...Özlemezdim seni yanımdayken...Kıskanmazdım.Korkmazdım yollarda yürümekten.Islanmazdım yağmurlarda...Yıldızlara aya dert yanmaz böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni Ama sen hiç benimle olmadın ki... YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

AĞLADIM
Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde, Bu gece yine için için yanıyorum, Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum, Seni, gidişini, sevişini, herşeyini... Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim, Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor... Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde... Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum, Onları sana benzetiyorum, Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali... Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece, Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü, Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu, Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını Ve birgün ansızın bırakıp gidişini... Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını, Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum, Bir daha çıkamasın diye... Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin, Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin? Gittin son bir veda ile gözü yaşlı, Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı, Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım... Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım, Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine, Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala... Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz, Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz... Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm, Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm, Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna, Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna, Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin, Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı, Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna, Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin... Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın, Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin... Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün, Ve ardına bakmadan gittin... Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım... Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz, Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil... Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? Parça parça edilmiş, yıkık ve virane, Bir o kadarda vefasız... Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım... Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm... Unuttum dedim, unutacağım dedim, Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim... Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden, Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde, Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde, Hatıraların, gözlerin ve sözlerin... Şiirlerini getirdiler bana, Beni öldüren şiirlerini... Vefasız dediğini duydum, yıkıldım, Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma, Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi, Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım... 3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim... Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde... Belki birgün sesini duyarım umuduyla Telefon bekledim günlerce, Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca Ağladım ağladım, Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım... Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye, Olurda içinde görürler beni diye... Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye, Olurda içinde seni görürler diye... Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken, Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye, Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın, Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce, Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle... Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum, Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde... Düşmüyor adın hiç dilimden, Öleceğim gülüm bir gün ben, Senin sevginden, senin derdinden... Bir gün göreceğim yine belki seni, Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni... İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım, Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım... Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye, Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi; Seni unutmam için öldürseler bile, Karşılık olarak dünyayı verseler bile, Darağacı kurup idam etseler bile, Senden başkasını asla sevmeyeceğim..
CAN DÜNDAR |
|
| |
|
|
      


BOŞUNA
Sen yoksun Boşuna yağıyor yağmur Birlikte ıslanmayacağız ki...
 Boşuna bu nehir Çırpınıp pır pırlanması Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...
 Uzar uzar gider Boşa yorulur yollar Birlikte yürüyemeyeceğiz ki...
 Özlemlerde ayrılıklar da boşuna Öyle uzaklardayız Birlikte ağlayamayacağız ki ...
 Seviyorum seni boşuna Boşuna yaşıyorum Yaşamı bölüşemeyeceğiz ki ...
AZİZ NESİN..
YÜREGIMIN KIYISINA VURDUN
MINICIK BI DARBE
SUSMALIYDIM
TUTAMADIM KENDIMI
BİR CANIM VAR ONUDA
FEDA ETSEM
SEVDAMI BILMESSIN
BİR ACIM VAR ANLATSAM
ÖNÜNÜ GÖREMEZSİN
HERKES UNUTTU GİTTİ
BENDE UNUTTUM HERŞEYİ
BARİ SEN UNUTMA BENİ....

|
| ARKADAŞ |
|
Bir kıvılcım düşer önce Büyür yavaş yavaş Bir bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş Dolduramaz boşluğunu ne ana ne kardaş Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş Ortak olmak her sevince, Her derde kedere Ve yürümek ömür boyu Beraberce elele, Olmasın hiç O ta içten gülen gözlerde yaş, Yollarımız ayrılsa bile, Seninle ARKADAŞ!
YILMAZ GÜNEY |
ARKADAŞIM BADEM AĞACI
Sen ağaçların aptalı Ben insanların Seni kandırır havalar Beni sevdalar Bir ılıman hava esmeye görsün Düşünmeden gelecek karakış.. Acarsın çiçeklerini .. Bense hayra yorarım gördüğüm düşü... Bir güler yüz bir tatlı söz.. Açarım yüreğimi hemen Yemişe durmadan çarpar seni karayel Beni karasevda Hem de bilerek kandırıldığımızı Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza Koş desinler bize şaşkın Sonu gelmese de hiç bir aşkın Açalım yine de çiçeklerimizi Senden yanayım arkadaşım Havanı bulunca aç çiçeklerini Nasıl açıyorsam yüreğimi Belki bu kez kış olmaz Bakarsın sevdan düş olmaz Nasıl vermişsem kendimi son sevdama Vur kendini sen de bu güzel havaya
AZİZ NESİN

BOŞUNA Sen yoksun......... Boşuna yağıyor yağmur... Birlikte ıslanmayacağız ki..... Boşuna bu nehir...... Çırpınıp pırpırlanması..... Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki... Uzar uzar gider.. Boşuna yorulur yollar.. Birlikte yürüyemiyeceğiz ki.. Özlemlerde ayrılıklar da boşuna Öyle uzaklardayız.. Birlikte ağlayamayacağız ki Seviyorum seni boşuna.. Boşuna yaşıyorum Yaşamı bölüşemiyeceğiz ki ...
AZİZ NESİN


|
|
|
|
|
|

|
ÖĞRENDİM Kİ
Öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var.
Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor.
Öğrendim ki... Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit.
Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki... 'Bittim' dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar.
Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
Öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki... Para ucuz bir başarı.
Öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
Öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları Kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki... İki insan aynı şeye bakıp Tamamen farklı şeyler görebilir.
Öğrendim ki... Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar Daha uzun yol yürüyor.
Öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir.
Öğrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
Öğrendim ki... Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez.
Öğrendim ki... Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Öğrendim ki... Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Öğrendim ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Öğrendim ki... Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Öğrendim ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.
Öğrendim ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Öğrendim ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Öğrendim ki... Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Öğrendim ki... İki kişi münakaşa ediyorsa, Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Öğrendim ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Öğrendim ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
ATAOL BEHRAMOĞLU
| |
Ayrilik Siiri
Her satiri Mendirege dizili karabataklara benzeyen Bir mektup birakarak balikçi koyundan sisler icinde uzaklasan kayik gibi bir sabah usulca ayrildin koynumdan
Bütün yolcularini Bogaz köprüsünün çaldigi Araba vapurunun bos seferleri gibi yanlizca rüzgâr gezinir sensiz yüregimde
Durgun bir sudur aslinda deniz ki çocuklarin acemi oltalarini denedikleri kuytu bir iskelenin tahtalari altina yazidigim ayrilik siirini okudukca dalgalanir...
Sunay Akin
| Bu Gece Ağlayacağım |
|

Birazdan akşam olacak bitanem Yalnızlık aç kurtlar misali Üstüme çullanacak. Ben çaresizlik içinde Sana teslim olacağım Kör sağır gecelere tutsak Sana mahkum yaşayacağım Özlemin devleşecek içimde Yüreğim titreyecek Ellerim soğuyacak sensizlikten Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek Yarım yamalak, bir kez daha Seni sensiz yaşayacağım... Bu gece ağlayacağım sevgilim Hangi saatte bilinmez Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım. Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip, Biraz da çatacağım. Hatırladıkça seni Sevdan kokacak evimin her yanı. Sensizliğin çaresizliği çökecek Kan gibi yüreğime Kahredecek yokluğun beni milyon kere... Bu gece ağlayacağım sevgilim Sen de benimle ağlayacaksın Uzaklarda bir yerlerde Biliyorum, biliyorum ki Yüreğin yüreğime değecek. Aynaya baktığımda Hep ben yerine sen olacaksın. Adını bile bilmediğim bu duygular için Sen de, sen de benimle ağlayacaksın... |
| |
elimden tuttun cektin beni kendine yanima yanas,uzak durma. ellerin ellerimdeydi sicacik ve kücuktü kokun en guzel parfumlerden dahada bayilticiydi özlemisim seni be.... niye hic gelmedin yanima cok özlemiism seni cok uzum zaman oldu nerelerdeydin he? bidaha böyle uzun ayri kalmayalim dayanamiyorummmmmm oooooo bitanem benim dedin basimi gogsune cektin dudaklarin dudaklarima o kadar yakindiki kalp atislarini ordan duyabilyiordum yaklastirdin ,yaklastirdin yaklastiridin kurumus bi cicek gibiydi sulanmayi bekleyen canlanmayi bekleyen bi gül gibiydi öpmeye basladin kendimi cekemiyordum bile sonra basimi kaldirdim bunu öp bikere dedin öptüm ötekinide dedin ,onuda öptüm cok severdin öpturmeyi illa ikisinide birden telefon calmaya basladi nerde caliyior bu telefon gözümü actigimda ev telefonuydu scheisse niye uyandim bee.. Ne seni unutacak kadar zaman gececek
Nede gecen zaman seni unutturmaya yetecek.
Birakip gitsende unuturum sanma
Zaman alismayi ögretir UNUTMAYI ASLA
PEMBE DUDAKLIM....
SENI SEVIYORUM DEMEK
ÖNCLERI HISSETMEDIGIM ICIN
HEP DUYMAK ISTERDIM
DUYMADIGIM ICIN HIC HISSEDEMEDIM
SIMDI DUYMASAMDA ICIMDE HISSEDIYORUM
HISSETTIGIM ICIN DUYMAMA GEREK YOK....
CÜNKÜ SENDE BENI SEVIYORSUN......
PEMBE DUDAKLIM....
Sana dokunmak koklamak bir mucizeydi,
seninle olmaksa bir mucizeyle yasamak..
Sigaranin dumani olmak isterdim onu
cekdigin gibi beni cekmeni icine
onun gibide zehirlemek isterdim seni
sadece benim icin ölesin diye........
PEMBE DUDAKLIM....
|
Bir yildiz sec kendin icin
gökyüzünden gözlerin gibi parlak, senin gibi tatli olsun, bir yildizda bana sec, parlakligi önemli degil
yeterki sana yakin olsun!
     
Ben seni dün sevmedim
çünkü dün bitti
ben seni bugün sevmedim
çünkü bugün bitecek
ben seni yarın sevdim
çünkü yarınlar hiç
bitmeyecek...
Bana seni seviyorum dediğin
zaman bu yalan bile olsa
bu yalanı dunyanın bütün
gerceklerine değişmeye hazırım

Aşk insanın hem dostu
hemde düşmanıdır.
İnsanı onun gibi yıkan,
onun gibi sevindiren
birşey daha yoktur hayatta.

Dünde bugünde yarında
yüreginde yüregin kadar
yanındayım kendini yalnız
hissettiginde elini
yüregine koy ben hep ordayım

Ay ışığının aydınlattığı
bir kumsala küçük bir
dal parçasıyla seni
seviyorum yazmak
isterdim ama sen
hırçın bir dalga olup
silersin diye
yazmaktan korktum!!!
   
Mevsim ağlıyor bugün,
özlüyor o aydınlık günlerini,
ayrılıyor yapraklar ağaçlardan
bir hasret rüzgarıyla.
Bana Eylül'ü yaşatma ey sevgili!!
  
Buruk bir duygu yuklenirse
yuregine, gøzlerin zaman
zaman dalarsa uzaklara,
kulaklarin zamansiz
deli gibi cinlarsa,
bilki bir yerlerde
deli gibi özlenmissindir.
 
Yildizlar gøkyuzunde kayarken,
melekler ise oynasirken,
sen ise dalip beni dusunurken,
seni daima kalbimin
derinliklerinde izleyecegim
 
Bir umut kusu ciz yuregime
beyaz olsun tuyleri
kalbin kadar temiz olsun
Bır kanadı senın icin
diger kanadıda sevdigin icin cırpsın

Aşkların en soylusu birken
birçok olandır sevginin
en güzeli paylaşılan EMEKTİR
Aşkların en soylusu birken
birçok olandır
çıkarsız ve sınırsız paylaşılan YÜREKTİR


Deli bir yagmur olsam
seni YAGDIGIM yerler kadar
severdim. Deli bir rüzgar olsam
seni ESTİGİM yerler kadar severdim.
Ama ben sadece DELİYİM ve seni ALDIGIM HER NEFES KADAR ÇOK SEVİYORUM !!!!
  
Güzelsin, şirinsin, şahanesin.
Çektiğim çileme tek bahanesin.
Melek mi? şeytan mı? bilmem ki nesin.
Tuzaktan tuzağa atsan da olur
ben seni seviyorum sen sevmesende olur.

Duyuyorum sana
dokunmanın ezikliğini
ve düşünüyorum aşık
olmanın
rezilliğini inan yanındayken
çekiyorum en çok hasretini!!!

Aşkım var dağlar bilemez,
sevgim var kimsenin aklı alamaz,
birde sen varsın ya bir tanem
dünyada kimse böyle sevemez...

Bir ilk gibi yaşayacağım
içimde,kalan son sevgi
parçasını seninle,
sakın ayrılmayalım aşkım ölsem bile ellerinde...
|
|
|
ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ
ANNE BABA İÇİN YAPILAN İYİLİK
BELH şehrinde bir genç, her cuma günü, o günkü kazancını vefat etmiş olan anne ve babasının ruhu için sadaka olarak verirmiş. Bir cuma günü, iş bulamadığı için onlarin ruhlarına birşey gönderemeyecekmiş. Bunu yapamıyacağı için de üzülüyormuş. Şehrin alimlerinden birine gidip sormuş:
Ben, her cuma kazandığımı ana babamın ruhları için harcardım. Bu cuma bir şey kazanamadım. Ne yapayım?
Pazara git, kavun karpuz kabuklarını topla ve sahipsiz olan hayvanlara yedir.
Genç müslüman öyle yapmış. O gece ana ve babası rüyasında kendisine şöyle demişler:
Evladım Allah razı olsun. Senin, bizim için yaptığın hayırlar karşılığında, bize cennetten kavun karpuz ikram edildi.
| | | |
| | | | | | | |
ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ |
AŞK VE SEVGİ
SEVGİYİ BULMAK ÇOK ZOR DERLER,
AŞKIN SA DOZUNU KAÇIRMAYALIM BEYLER.!!
AŞKLA SEVGİ HEP KARIŞIR,
BEKLEMEKSE İŞTAHI ARTTIRIR..
ÇOK SIK AŞIK OLABİLİR İNSAN.
KALPTEKİ FIRTINADIR ARKADA KALAN.
RÜYA GİBİ GEÇER GÜNLER.
BOMBOŞ KALIR YİNE GÖNÜLLER.
AŞKI BİR ANLATAYIM SANA.
ÖNCE ŞİMŞEK ÇAKAR ,YAĞMUR YAĞAR.
SONRA DENİZ DURULUR, GÜNEŞ DURUR,
AMA KALBİN HEYECANDAN YORULUR.
AŞK YOĞRULUR ,YAVAŞ,YAVAŞ..
İÇİNE BİRAZ SEVGİ KONUR,
BİR ÖPÜCÜK TE İLAVETEN.
AMAN KAYBETME REÇETEMİ
YAPARSIN SONRA YENİDEN..
ANGEL
YAĞMUR
DIŞARDA SOĞUK VE YAĞMUR VAR
YAĞIYOR ÜSTÜME İNCE ,İNCE..
SİYAHA BÜRÜNMÜŞ YALNIZLIKLAR,
VURUYOR KALBİME HER GECE..
KÖŞE BAŞLARI BİR HAYAL BEKLER,
EVLERİN IŞIKLARI SÖNER SESSİZCE..
SAÇLARI DAĞITIR BİR DELİ RÜZGAR,
SECDEYE KAPANIR ÇIPLAK AĞAÇLAR,..
KOŞMAKTAN YORULMUŞ AYAK SESLERİ,,
KİMSESİZ CADDELER ,ZORLU YOKUŞLAR..
BİR SEVDA TÜRKÜSÜ SÖYLER KARANLIK.
HER EVİ AYRI BİR HAYAL SARAR..
TA GÖKYÜZÜNDEN BOŞALIR,,
İNCE İNCE YAĞMURLAR,
GÖNLÜMÜ HARMAN EDER,
İÇİMDEKİ BU GÜNAHLAR. .
ANGEL
 
İmkansız aşk
gecenin en siyahında umudun bittiği yerdeyim köşeyi dönsem ölüm düz gitsem hayat
gölgeler içindeyim sen imkansızsın Sensizlik imkansız
aşk imkansız çemberin en dışında en çıkmaz sokaktayım çığlık atsam sessiz
sussam yine çaresiz gölgeler içindeyim
sen imkansızsın Sensizlik imkansız aşk imkansız
Söyleyen Cem Yıldız
Hırsız Polis diziflim müzigi
BİTMEYEN RÜYAM
KAHVALTIMDA ÇAYIMSIN,
SİMİDİMDE SUSAM.
DOYMADIĞIM UYKUMSUN,
HİÇ BİTMEYEN RÜYAM.
TÜKENMEYEN AŞKIM,
ÇİLEYLE ÖRDÜĞÜM GÜFTELERİMSİN.
ESNEYEN DUDAKLARIM.
KAPANAN GÖZ KAPAKLARIM,
BUĞDAY TARLAM, ATLI KARINCAM..
MIRILDANDIĞIM TÜRKÜSÜN,
KARA SEVDAM..!.
ÖRÜMCEK AĞI GİBİ ÖRÜLÜSÜN İÇİMDE.
GÜNAHLARIMLA YÜKLÜ,
YOLCU DOLU KERVANIMSIN …….
ANGEL
  

KİM GELDİ YİNE
KİM SESSİZCE KAPIMI ÇALAN,
KİM GELDİ YİNE?
YİTİRİLMİŞ MUTLULUKMU,
KAZANILAN BİR UMUTMU?
GECE VAKTİ KİM BU KAPIMI ÇALIP GELEN?
İÇİMDE COŞAN ARZULARMI,
YA DA BOŞLUKTA ESEN RÜZGARMI?
KİM O KAPIMI ÇALIP GELEN.
YOKSA ERKEN AÇMIŞ BAHARMI?
KİM BU SAATTE KAPIMA GELEN..
NABZIMDA AKAN KANMI,
YÜREĞİMDE BEKLEDİĞİM HEYECANMI?
KİM BU KAPIMI ÇALAN ANİDEN?
KİM GELDİ YİNE?
ANGEL
 
ÖYLE SEVDİM Kİ...
Seni ben Ne yalnızca gözlerin, Ne de gülüşün için sevdim, Seni ben, Güneşin için sevdim Dünyamı ışıtan..
Seni ben Ne yalnızca ellerin, Ne de saçların için sevdim, Seni ben, Kokun için sevdim Baharlar getiren..
Seni ben Ne yalnızca dudakların, Ne de güzelliğin için sevdim, Seni ben, Sesin için sevdim Odalarımı dolduran..
Öyle sevdim ki seni, Her dokunuşun çiçekler açtırdı yüreğimde..
Öyle sevdim ki seni, Gözyaşın hüznüm oldu, Gülüşün bayram..
Öyle sevdim ki seni, Sen varsın nereye baksam..
Bu sevgiyi Hangi rüzgara bıraksam da Sana ulaşsa Her akşam?
Oğuzkan Bölükbaşı
 
Aşk
Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
Herşey bir anda başladı
Yaşandı
Ve bitti.
Yan yana gidipte bir süre
Ayrı yönlerde uzaklaşan
İki tren gibi...
Ataol Behramoğlu

HAYALET SEVGİLİ |
|
Seninle deniz kenarında
Seninle bir gül yaprağında
Seninle yakamoz ışığında
Yüreklerimiz sarılmışken birbirine
Yıldızlar muzipçe göz kırpsa göklerde
Ben seninle
Sen benimle
Sevgimizle...
Ahh HAYALET SEVGİLİ !
''Ne
güzel
olurduk
ikimiz
Hayal Gezegeni'nde...''
Kim olduğunu bilmesem de
Kimim neyim bilmese de
Hayal bu ya!
Ah yüreğim
Hayal et ya!...
AYIŞIĞI
AYFER ERDOGAN

Ay'ın Ölümü |
|
Ayın yüzü sapsarı yapraklarla doldu gördüm Kimseler yoktu bir Ay bir ben Orda ben öldüm. Kan bile yoktu yürekte Akan yalnız hüzün
Başka eller başka dillerdi sebep İzlerinden bildim Ayın yüreği sarı yapraklarla doldu GÖRDÜM. Başka kimseler yoktu Bir Ay bir ben
Vefasızlığın kuru ayazı Savururken
y a p r a k l a r ı
d ö r t b i r y a n a
Üşüyen yalnızca bendim.
Öylece
Kimsecikler
görmeden
Orda
BEN .....
AYIŞIĞI
AYFER EROGLU |

Ben Senden Önce Ölmek İsterim
N.Hikmet'e eşi Piraye tarafından kendisine hapishanedeyken yazılmış
Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakarlığımı anlıyorsun: vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sende ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız kolumun içinde kolun ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi oradan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak: biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. İçimden bir şey: belki diyor. |
|
|
|
 |

|
Hoşçakal
siyah beyaz tuşlarında piyanomun
seni çalıyorum şimdi çaldıkça çoğalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum!!!
seni doğuruyorum geceye adını koyuyorum aya bakarak
her şey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum
sesini duyuyorum rüyalarımda gözlerimi kamaştırıyor ışığın rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doğuyorum
duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum...
Özdemir Asaf |

|
|
|
TUTSAK
SAKINDIGIM ASKIMI KAYBETME KORKUM.
TUTMAYA KIYAMAIGIM NADIDE INCIM.
VARLIKLA ANLATAMADIGIM SANAL DUSLERIM .
ICIMDEKI FIRTINANIN YORGUN MAGDURUYUM.
SONUNU BULAMADIGIM TUTUCULUGUMDA ASKIM.
SERBEST OLAMADIGIM TUTSAKLIGIM SONSUZ.
VARLIGIN OTESINDE GERCEKLIK PESINDE.
ANLAYAMADIGIM DUNYANIN BENDE ETKISINDEYIM.
BORA TUMER YILDIRIM
| | | |
|
|
|
|
TUTSAK
SAKINDIGIM ASKIMI KAYBETME KORKUM.
TUTMAYA KIYAMAIGIM NADIDE INCIM.
VARLIKLA ANLATAMADIGIM SANAL DUSLERIM .
ICIMDEKI FIRTINANIN YORGUN MAGDURUYUM.
SONUNU BULAMADIGIM TUTUCULUGUMDA ASKIM.
SERBEST OLAMADIGIM TUTSAKLIGIM SONSUZ.
VARLIGIN OTESINDE GERCEKLIK PESINDE.
ANLAYAMADIGIM DUNYANIN BENDE ETKISINDEYIM.
BORA TUMER YILDIRIM
| | | |
|
|
|
|
TUTSAK
SAKINDIGIM ASKIMI KAYBETME KORKUM.
TUTMAYA KIYAMAIGIM NADIDE INCIM.
VARLIKLA ANLATAMADIGIM SANAL DUSLERIM .
ICIMDEKI FIRTINANIN YORGUN MAGDURUYUM.
SONUNU BULAMADIGIM TUTUCULUGUMDA ASKIM.
SERBEST OLAMADIGIM TUTSAKLIGIM SONSUZ.
VARLIGIN OTESINDE GERCEKLIK PESINDE.
ANLAYAMADIGIM DUNYANIN BENDE ETKISINDEYIM.
BORA TUMER YILDIRIM
| | | |
|
UNUTMAK
Unuturum Unutmak zor değil Unutmak acı Unutmak zor değil Unutmak yazık Unutulmaz kimse yok bende Bir sana kıyamadım Gücüm yetmedi seni yok saymaya Kollarımı açtığım kadar unuttuğumsun Açamadığım kadar özlediğim Benim Unuttuğum Kadarını Sen Özler misin?
CeYhuN YILMAZ

SAHİPSİZ HÜZÜN
Kimin bu hüzün? Benimse eğer neden içim titriyor hep? Seninse eğer ne işi var bende? Gel bir gece yarısı, al hüznünü Gel, geceye bile söylersem namerdim, gel! ..
CeYhuN YILMAZ

UĞuRLaR OlSuN |
|

Kaç gecedir
borçlu giriyorum geceden sabaha
kumdan ekmekler yapıyorum kendime
sonra dalga sesi sürüyorum ekmeğime
olmadı
sensiz uyanmamak için
bu gecede uyunmadı
gittiğinden beri ağlamadım
çünkü o gözyaşları
yüreğimde durduğu sürece
senin adın aşk bende
Haberin olsun !...
bu sabah hüngür hüngür ağladım
içimde ne kadar sen varsa
bir bir uğurladım...
CEYHUN YILMAZ
|
|
| |
|
ŞİİR OLMUYORSUN
Düş kıran varlığını Umut veren yokluğunla eşitledin nihayet Tükendin bende.... Artık gecelerimi, Sabah edemiyorsun.... Bir varmış bir yokmuş, Masalımsımsın şimdi... Ne yaparsam yapayım Şiir olmuyorsun..... |
| |
|
Okan Savcı | | |
|
Aşk Nedir?
Aşk cesaret ister,kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı islenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak her şeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı. Nedir su aşk...? Aşk hayatin bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir. Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insani alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı islenen en güzel ve en doğru suç ortaklığıdır, aşk hayatin bütün tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yaşanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmese de, acı çekeceğini hissetse de, yarin terkedileceğini bilse de, ailesini karsısına alacağını bilse de taviz vermemeli aşkından, "Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insani. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız,bagliliktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umurunda değildir. İste aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belki de yeni hayata geçebilme yolu... Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir...Asktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savun aşkını. Biliyor musunuz , hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteliğin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksizlik etmeyin .. Aşkına sana aşık olana sahip çık ve onu kaybetme '' SENİ SEVİYORUM '' Demek İçin Geç Kalma ; Sevgiyle Kal ...
|
|

dokunabilmek...
hayali gülüşüne,
sudaki hayaline
hayalimdeki hayaline dokunabilmek.
saçlarını tarayan rüzgara,
nefesini taşıyan esintiye,
kokunu anımsatan kır çiçeklerine,
dokunabilmek.
bir kıyıda ağlarını ören
balıkçıları seyrederken,
denizin sonsuzluğuna resmini çizebilmek,
hayalin ile denizleri süslemek,
denizi kıskandırmak,
ve .... uzanıp dokunabilmek.
denizi gördüğüm gözlerine,
dokunabilmek..
yanaklarına özür olup yerleşmek,
dokunabilmek sana,
uzaklarda,
hayalimde de olsan,
denizlerin sonsuzluğunda da olsan,
sadece ...
sana, hayaline, saçlarına,
saçının tek teline dokunabilmek...
Erol Aslan
| | |

|
| (¤¯°·.¸\/¸.·°¯¤)(¤¯`°·.¸\/¸.·°´¯¤) (¤¯`°·.¸\/¸.·°´¯¤)(¤¯`°·.¸\/¸.·°´¯¤)(¤¯`°·.¸\/¸.·°´¯¤)(¤¯`°·.¸\/¸.·°´¯¤) |
|
|
Hüzün Yıldızım
Bir buz tutmuş kış gecesi Her taraf kırağı çalsa da İçimi ısıtan bir şey vardı senin sevgindi Tipki rüzgar gibi esiyorsun Iliklerime islercesine Ve sonra kayboluyorsun Bu gece yine seni düsünüyorum Yine oturup agliyorum Su yarali kalbim unutmuyor seni Ve bir hüzün yildizi parliyordu gökyüzünde Gökyüzü yildiz doluydu Gökyüzü sen doluydun...
Seni düsünürken Hüzün yildizi koydum adini Gözlerimin icinde binlerde yildiz Delip gecti ilk kez bu kadar Sizliyordu yüregim Derin okyanuslarda Yüzmeyi bilmeyipte bogulmamak Icin direniyordum Ilk kez senin icin Bu kadar agliyor gözlerim Unutulmaz hatiran Bana biraktigin bu gözlerim Sensiz neyi görecekse..??


Sen Sen Sen
Bir dagbasi yalnizligi yasiyorum yeniden, Dagbasi yalnizligi ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni Sen gelsen yeter.. Huzur ellerinin güzelligidir. Gözlerin karsimda mutluluk denizi. Her sabah soframizda ekmegimizi Sen bölsen yeter.. Yüregim seninle yaylalar kadar serin Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam Yayla dumani gibi gözlerime her aksam Sen dolsan yeter.. Bende çaresizlik sonsuz kördügüm. Bende sabir sende naz.. Gündüzünden vazgeçtim düsümde biraz Bir yüz görümlügü sen olsan yeter.. Duymasa da hiç kimse sâir gönlümün, Sende karar kildigini... Ve içimin serha serha yarildigini, Sen bilsen yeter.. Bir gün duysan bittigimi, tükendigimi.. Çikip gelsen uzaklardan korkulu ürkek.. Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek, Egilsen yeter...
|
|
|
|
MÜZİK KUTUM TIKLA İNDİRMEDEN DİNLE |
|
|
|
|
İYİ DÜŞÜNÜN
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz? Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız? Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç? Ve siz onu hiç kokladınız mı? Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı? Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız? Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz? Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl? Çimlere uzandığınız oldu mu? Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç? Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl? Kaç kez kuşlara yem attınız? Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı? Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz? Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı? Kaç kez mektup aldınız bu yıl? Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç? Kimseyle barıştınız mı bu yıl? Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl? İyi bir yılın, bunlar gibi birçok 'küçük şeye'e bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl? Yayılın çimenlerin üzerine..... Acele edin.... Er veya geç... Çimenler yayılacak üzerinize...
CAN DÜNDAR
“Neyi arıyorsan sen, O’sundur” der Mevlana.. Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşık.... Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sürükleyip, kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır. Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslında, her sevda ruhumuzun bir başka yüzü... Her aşkta kendimizi ararız, o yüzden bulduklarımız benzerimizdir. Resimlerini yan yana koyun sevdiklerinizin ve dikkatle bakın yüzlerine, onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size... Aşk denilen kaleydoskobun buzlu camına gözünüzü dayadığınızda, binbir cam rengarenk ışıklar saçarak döndüğünde, her seferinde bambaşka şekiller ördüğünü görürsünüz. Her camda, farklı bir renginiz vardır; her şekilde sizden bir parça... Aşklarınız hülasanızdır. Sevdiginiz her adam, beğendiğiniz her kadın farklı ruh hallerinizi ele verir; arada bir çevirdiniz mi kaleydoskobu, cam paralar yer değiştirip yeni şekiller alır; hepsi siz... Sevgilinizin gözlerindeki dolunay, sizdeki ışığın yansımasıdır aslında; dilindeki sizin ilhamınız, tenindeki sizin yansımanızdır. Yoksa halâ bir sevdiğiniz, o henüz kendinizi bulamadığınızdandır... Aşk, narsizmdir. Sevda, çevrildikçe içinizin farklı ışıklarını yakan eğlenceli bir kaleydoskop gibi başımızı döndürüyor. Ve biz, hep baharı takip ederek dünyayı gezen bir gezgin gibi içimizdeki eski baharları arıyoruz. Narcissusu’u bilirsiniz; Öyle heybetli ve güzelmiş ki, bakmaya dayanazmazmış kendine... Gün boyu ayna karşısına geçip kara gözlerini, incecik burnunu, dar kalçalarını, kıvırcık saçlarını seyredermiş hayran hayran... Bir gün ırmak kenarında gezinirken, sudaki yansımasına ilişmiş gözü. Uzanıp, iyice bakmak istemiş. Tam gördüğünde kendisini, dengesini kaybedip düşüvermiş ırmağa, kapılıp gitmiş suya... Yeryüzünün en güzel insanının öldüğünü duyan Tanrı, unutulmaması için O’nu her bahar açan gözel kokulu bir çiçeğe dönüştürmüş, Narcissus, nergis olmuş. Kıssadan hisse, benden size tavsiye, taze bir nergis verin bugün sevgilinize... Sonra da, nerede baharsa mevsim, rotasını oraya çevirip içinizdeki eski baharlara koşan bir gezgin gibi “Bahar getirdim sana” deyin. Baharın elinizde olduğunu unutmadan.. Gözlerindeki ırmağa baktığınızda kendinizi göreceksiniz; dikkat edin de hayran olup düşmeyin... Düşüp bahar kokulu bir çiçeğe dönüşmeyin...
Can DÜNDAR
ZORDUR KÖPRÜLERİ YAKMAK
Zordur köprüleri yakmak... Siradan sabahlarin mahmurluguna alismislar için, bir safak vakti aniden geçmisinden ve bugününden vazgeçmek, ve içinde her nasilsa saklamayi basarmis bir yarin heyecaninin kanadina tutunarak havalanmak cesaret ister. Kurulu düzen öylesine rahat, öylesine huzur doludur ki, ruhuna gömülü çocugu, yillarca kininda beklemis keskin bir kiliç gibi uyandirip dort nala ilerlemek, yaman bir karara dönüsür. Zordur insanin onca zaman bunca emekle kurdugu ne varsa hiçe sayip, maglup ama magrur bir komutan edasiyla yeni seferlere niyetlenmesi... Bugüne yenik düsenler, yarini sadece hos bir hayal olarak düsleyip, dünde yasarlar. Bedel ödemeyi göze alanlar ise, yelkenleri atlastan gemilerle, arkalarinda külden köprüler birakarak, meçhul bir istikbale dogru dümen kirarlar.... Yikilan sirat köprüsüdür.... Geçer ve orada kalirsiniz: cennetse cennet, cehennemse cehennem... Dönüsü yoktur....
CAN DUNDAR

BIR DOST
Saate bakmaksizin kapisini çalabilecegi bir dostu olmali insanin… 'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; 'Gözünün dilini' bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı… Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada olduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyulduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, …dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı… En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin sorgusuz sualsiz… Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, 'hak ettim' diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi… Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş… Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş…
Böyle bir dostum var benim. Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim. Kuşağımın en iyisi hilafsız… Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yilin parkurunu… Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu… Ekmeğimizi, acılarımızı bölüştük. Çocuklar doğurduk, büyükler gömdük. Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk. Buluştuk geçenlerde… Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o kadar yorgun: '-Ne yapıyorsun' diye sordum '-Seyrediyorum' dedi; 'çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum'. Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti. İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba? Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra karıştırır gibi… Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin karanlığını boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi… Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik. Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik. Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek devredebildiğimiz, çok daha ağırlaşmış bir kriz… '-İşte' diye geçirdi içinden kadim dostum, '…bunları seyrediyorum bir kenardan sessizce…'
işte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmali insanin… Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri… 'Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmalıyız' diyebilmeli… Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz: 'Bunu da aşacağız! İmza: Bir Dost! ..'
CAN DÜNDAR

Ben seni sende yasamaliyim sevgili, sevgiliysek eger... Çok seyler katmalisin hayata kendinden, benim için... ve kendin için tabii... Artik laflar yetmiyor degirmenini dondurmeye sevginin. Once huzunleri kurutmalisin sayfalar arasinda, kaçinci sayfada olduklarini asla bilmemeliyiz...
Ve... gulucukler takilmali hayat okyanusundan biraktigin aglara... kucaklar dolusu... Uzagimdaysan, uzakliklari yakin etmelisin ayriliga inat! Ustune ustune yurumelisin zamanin. Gozlerin gecem olmali, saçlarin ruzgar; hesabini yapmamaliyiz mesafelerle aylarin... Kilometreler kapi onu olmali, kis ortasinda kapima getirmelisin gulusunle bahari... Aylar saatteki yelkovan, seninle yakalamaliyim uzayan sabahlari... Yakinimdaysan, en yakini aramalisin! Yuregimin kuytularinda iç savaslar çikarmalisin. Ben bikmaliyim mutluluklardan. Inadina tebessum olmalisin. Sen dusuncelerimin bordasinda vazgeçilmezim olmalisin... Sen... sevgilimsen eger yanimda olmalisin benimle olmalisin içimde olmalisin... Ben seni sende yasamaliyim sevgili, sevgiliysek eger... "Gel" dedigimde gelmelisin kutuplarda da olsan... "Gel" dedigimde "hayir" demesini bilmelisin kusmeme aldirmadan... yine de kizamamaliyim sana. Çok seyler istiyorsam senden yine de sen bilmelisin sunacaklarini. Belki bazen bir tebessum, Belki ufak bir not, Belki elinden gelenin en fazlasi... Seni verdiklerinle degil, onlarsiz da sevmeliyim...! Hayat kisa sevgili, hayat suprizlerle dolu. Bana gul bahçesi vaadetmemelisin papatyayla yetiniyorsam... Ve... yuregimi yormamalisin dinlenmek istiyorsam... Ben seni sende yasamaliyim sevgili... Bilmeliyim içini, yuregini... Ne duyuyorsan, ne yasiyorsan oldugu gibi... Sevinçlerini sevincim bilmeliyim. Huzunlerine ortak olmaliyim. Korkularinda yaninda olmaliyim, korkulari birlikte yenmeliyiz... Herseyinle benim olmalisin... harikaliklarinla oldugu kadar gunahlarinla - yanlislarinla... her olumsuzluga birlikte kanat germeliyiz, Sen, ben istemeden de yanimda olmalisin...! Mutluluklar turetmeliyiz ufak seylerden... Balikçinin oltasindaki baliktan, parktaki çocuga kagit helvanin yasattigi mutluluktan ya da telefondaki bir "alo"dan... Ufak seylerden buyuk mutluluklar çikarmaliyiz. Senin tebessumun beni guldurmeli, benim huznum seni uzmeli... Yurekten olmalisin...! Aylik yasamima girmelisin olur olmadik. Hatta haftalik, gunluk... Beni yine de sensiz birakmalisin yanimda oldugun olçude. Ozlemeliyim seni tum yogunlugunla... Saatlerin, gunlerin hesabini yapmaliyim. Yoklugun kangren gibi kemirmeli içimi... Ama... o olçuyu sen bilmelisin... Ozlemim tavindayken varliginla odullendirmelisin, hani derler ya; "kendini ozlet ama unutturma", ozlemler sevdayi guçlendirir bilirim... Ben seni sende yasamaliyim sevgili... Gunluk hayatinda nasilsan oyle olmalisin benimleyken... Yaptigim yemegi begenmediysen yemeyebilirsin (bunu bana tum sirinliginle soylemelisin ki sana kizamamaliyim). Ve... sen de bana kizmamalisin seninle futbol maçlarini izlemiyorsam, sevemedim birturlu... ama belki bazi onemli maçlarda eslik edebilirim sana ne dersin, senin için... Birbirimizi oldugumuz gibi kabullenmeliyiz... Macun tupunu ortadan sikiyorsan ya da ne bileyim... tum giysilerini ortaliga dagitiyorsan bunlari da bilmeliyim... Bir virus gibi girmelisin içime. Ne senle olmaliyim ne de sensiz... gazetelerde senin burcunu okumaliyim benimkinden once bir gorevmis gibi... Sonra yorumlar yapmaliyim fallarin uzerine... Bakla fallarinda herseyi sana yormaliyim... Ve... ben de senin vazgeçilmezin olmaliyim. Beni oldugum gibi kabul etmelisin. Ben buyum, boyleyim... Beni boyle sevmelisin... Hirçinsam, kipir kipirsam (ki yuregim kipirtilarla dolu) bir o kadar da durgunum belki. Sen beni çozmelisin... Beynimin labirentinde çikis yolunu bilmelisin... Beni herseyimle butunlemelisin... Ben seni sende yasamaliyim sevgili... Cesur olmalisin! Yurekten olmalisin! Gozlerimdeki toroslara tek nefeste çikmalisin! Gozlerimdeki okyanusa dusunmeden dalmalisin! Sen hayatimda tek yorungem olmalisin! Sensiz olmamali sevgili...! Hiçbir fedakarlik istemiyorum senden... Oldugun gibi olmalisin. Nasilsan oyle! Dogal, siradan... Farkli olmaya çalismamalisin... Ve... bütün bunlari kendin olmakla yapmalisin. Sen olmakla... nasilsan oyle sevmeliyim seni. Oyle sevdirmelisin kendini. Ben seni sende yasamak istiyorum sevgili... Sunduklarinla, sunmaya çalistiklarinla, olmaya çalistigin farkliliklarla degil. Duygularinla dogal, Yureginle dogal, yasaminla dogal yanlarinla... Zaten oldugun gibi kabulumsen, hersey pesisira gelir. Kendin olmakla basarirsin herseyi... Ve... senin kabulunsem oldugum gibi, tum savaslara hazirim yasam boyunca... Haydi! Uzat elini Hayat kisa sevgili... Vakit kaybetmeyelim... Belki bir daha firsatimiz olmaz... Haydi yola çikalim! BEN SENI SENDE YASAMALIYIM SEVGILI VE SEN DE BENI BENDE YASAMALISIN... SEVGILIYSEK EGER...! "
can Dündar

Saklanan Sevdalar
Çogumuz duygularini saklamanin daha dogru oldugunu sanip ne kadar yaniliyoruz degil mi? Oysa sevgi beslenmeli, karsilikli özveriyle desteklenmeli. Her gün yeni bir sürpriz için çaba sarfedip sevgiyi yasatmak için emek vermeli. Ama ne yazik ki evliliklerde garanti gözüyle bakip hiç emek harcamadigimiz gibi hesapsizca tüketip,har vurup harman savuruyoruz sevgileri. Ne yazik... Oysa ne zor bulunur sevgiler. Özellikle karsilikli olani yakalamak ne küçük bir olasilik. Ama kaybetmek ne kadar kolay ve çabuk. Koca bir sevginin katili oluveriyoruz çarçabuk. Bence sevgi katilleri de yargilanmali ve cezaya çarptirilmali. Çünki kapanmasi ve onarimi olanaksiz bir ton yara birakiyor ardinda.Sonra bir ton da yarali insan. Ölecegiz zannedip ölmüyoruz acisindan. Ama sürüm sürüm sürünüyoruz. Sonrasinda yeni sevdalara kuskuyla bakip olasi mutluluklara kapatiyoruz pencerelerimizi. Korunmak adina anlamsiz kaçak güresler daha da yoruyor insani.Söyle kararli, tutup kopariverecek, ayaklarimizi yerden kesecek kadar cesur birini bekleyip ömür tüketiyoruz.Bir de bakiyoruz ki yolun sonuna gelivermisiz.Ne çabuk geçmis zaman. Ne kolay tüketilmis sevdalar.Ne hesapsiz harcayip ne derin yaralar açmisiz. Bir o kadar yara da biz edinmisiz hayattan. Hayatin son duraginda, mevsim çoktan kisa dönmüs, gelecek vasitayi bile kestiremez olmusuz. Neyin adina peki... Ahh Korunma iç güdüsüyle sakladigimiz sevgiler ahh...Üstelik taze tüketilmesi gerekirken saklamaya kalkistigimiz, hem de saklama kosullarina da uyulmadigindan çürümüs, kokusmus, çürüdükçe de etrafini çürütmeye devam eden, tümörlesen, duygu depocuklari ne çok canimizi acitmis. Bize sunulmadan bayatlamis ve sunuldugunda da besin zehirlenmesine yol açmis seviler. Hayat ne bayat noktasina gelmisiz bu yüzden. Ve ne kadar geç kalmisiz hayata. Iste hayat bu. Ben de galiba hayat ne bayat noktasinda, gelecek vasitayi kestiremiyorum artik.Umarim siz tazeyken tüketmeyi becerebilirsiniz duygularinizi ve hayat arkadasinizi besin zehirlenmesinden kurtarirsiniz. Çok mutlu olmaniz dilegiyle....
CAN DÜNDAR

EĞER
|
O’nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz… ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin… O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain… sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa… dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse… hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse… elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar… her şiirde anlatılan O’ysa… her filmin kahramanı O… her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa… bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa…. iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa… eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız… mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız… kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü… özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu… hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız… O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse… ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse… gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine… uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa… dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim… geceyarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa… Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... …o halde bugün sizin gününüz…! “Çok yaşa”yın ve de “siz de görün”üz. |
|
|
|
Can Dündar
 
|
Yalnızlık...
Sen küsüp giderken bir çift sözüme, Sessizce karşıma çıktı yalnızlık... Pişmanlık hissiyle yanan yüzüme, Beter ol der gibi baktı yalnızlık! ...
Dilimden düşünce o çirkin hece, Kapımı sen açtın bu zalim güce. Dört yanım karlı dağ oldu her gece Çığ gibi üstüme çöktü yalnızlık! ...
Ne kadar hasretsem bir tebessüme, O kadar muhtacım son nefesime. Ruhumda beliren her hevesime, Bir hüsran perdesi çekti yalnızlık...
Bu nasıl bir garez, bu nasıl bir kin? Serviler şehrini gösterir her gün? Sevgilim seni de ağlatır bir gün, Gözünü canıma dikti yalnızlık! ... |
cemal safi |
|

| ˙·٠•●●•٠·˙ Seni düşünmek ˙·٠•●●•٠·˙ |
|
|
| |




SeVGiNi TaŞıMaK DeGiL, HaSReTiNİ ÇeKMeK ZoR
GüLMeYi uNuTMaK DeGiL, AğLaMaYa aLıŞMaK ZoR
YaŞaMaK DeGiL, öLMeKTe DeGiL
öZLeYiPTe GöReMeMeK HePSiNDeN ZoR..!
 |
ßeLKi ßeN SaNa SeVMeYi ÖgRETeMeM
aMa SeNDe ßaNa UnuTMaYı ÖgReTeMeZSiN..!

|

Korkmuyorum Seni Sevmekten
Kaçmaya çalıştığın gerçek, Birgün karşına çıkacak. Ve işte o gün Kaçacak yerin olmayacak. Ben senin varlığını seviyorum, Yokluğunu seviyorum Sana ulaşamadığım dakikalarda. Seni duymayı Seni özlemeyi
 Hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum. Hiç korkmuyorum seni sevmekten. Senin gülüşünü seviyorum. Her bana bakışında Gözlerinede okuduğum o duyguyu Gözlerindeki gözlerimi seviyorum. Gönlünü seviyorum Özünü seviyorum senin
 Dudaklarındaki sözlerimi seviyorum Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben sendeki o sıcaklığı Sana olan uzaklığı seviyorum. Yanaklarından akan göz yaşlarını En çok, dağınık olduğunda saçlarını Beni arayan ellerini seviyorum. Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen Ayrılığını seviyorum,
 En çok yalnız kaldığımda Beni bulan gönlünü seviyorum. Ben en çok senin bana olan Sevgini seviyorum. İçimden haykırmak geliyor. Dünyaya sığdıramadığım seni Kalbime sığdırmak geliyor. Ağlamak geliyor seni görmezsem Özlemek geçiyor içimden seni Sevmek geçiyor.
 İçimden sana doğru giden Bin bir türlü yol geçiyor. İçimden sen mutlu olacaksan Ölmek bile geçiyor gülüm. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben yalnızca seni seviyorum, Ne o muhteşem güzelliğin Ne kalbimdeki özelliğin Ne de sevdiğim için değil, Seni yalnızca sen olduğun için, Ruhun için
 Kalbin için Aklın ve sevgin için seviyorum seni. Ben seni en çok kendim için seviyorum Belki de ilk defa bencil oluşumu Sana borçlu olduğum için. Seni her şey için seviyorum. Ve sahip olmadığım Hiçbir şey için. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Her dakika seninle olmayı seviyorum. Gözlerimi her açtığımda
 Aklıma gelişini seviyorum. Her gece uyumadan önce Seni sevdiğim aklıma gelince Sensiz uyumayı bile seviyorum Uyumadan önce seni düşününce. Ben seni en çok Umutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben seni bu şehirde olduğun için değil Benimle aynı toprağa ayak bastığın için
 Benimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum. Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığı Senin de gözlerine vurduğu için seviyorum. Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşi Sana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni. Beş bin yaşındaki bu dünyada Benimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum. Ben seni benimle yaşadığın için Benden hiç gitmediğin için seviyorum Beni hiç terketmediğin için.
 Ellerini seviyorum tanrıya açıldığında Kalbini seviyorum kapıları açıldığında Ve gözlerini seviyorum Her karşımda kapanıp açıldığında. Bana baktığında İçimde yakaladığın coşkumu seviyorum, Her bana baktığında Seni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Her kibrit çaktığımda
 Alevin içinde seni görmeyi seviyorum. Her sigara yaktığımda Dumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum. Her bana baktığında O kadar çok seviyorum ki seni sevmeyi Yalnızca sen olduğun için hayatımda Kendimi bile seviyorum Sen olunca aklımda.
 Kalbimi seviyorum seni seviyor diye Gözlerimi seviyorum seni görüyor diye. Ruhumu seviyorum, seni ruhuna Bu kadar yakın diye. Varlığımı seviyorum, Sırf sana borçlu olduğum için Mutluğumu seviyorum. Gülümsememi seviyorum seni düşününce Ayakta kalışımı seviyorum sebebi sen olunca Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben sana olan sevgimi yazan Kalemimi seviyorum.
 Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum. Sana olan sevgime benzettiğim Her sevgiyi seviyorum. Bana seni hatırlatan herşeyi Sana giden yolları seviyorum. O kadar çok seviyorum ki seni Seni kaybetmek korkusunu bile,
 İçinde yalnızca, sen olduğun için Sana karşı duyduğum bir duygu olduğu için Korkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Seni seviyorum.

BEKLENTİSİZ SEVMEYİ DENEDİNİZ Mİ?
Hiç beklentisiz sevdiniz mi? Yani "Bugün telefon etmedi" demeden, "Şu an nerede acaba?" diye kendi kendinizi yemeden, "Yaş günümü hatırlayacak mı acaba?" diye bir beklenti içine girmeden... Sevdiniz mi hiç? Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip, onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi? Yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan, "Bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp. Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç? Hiç beklemeden çalan bir kapıda, onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz? Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden... Ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının tadına varabildiniz mi hiç? Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç? "Bugün beni hatırlamadı" yerine "Hiç beklemiyordum, senin geleceğini" diyebilmek ne güzeldir oysa... Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir... Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç? Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu? Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... "Niye aranmadım" diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir "Seni özledim" mesajı ile aşkı yakalayın.. Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... O, sizin sevgiliniz oldu için değil. Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden. Onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin... Sevgiye karışan "beklenti" denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından... Göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel... Göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik... Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını.. Ben, beklentisiz seviyorum... Onun nerede olduğunu merak etmiyorum... "Beni bugün neden aramadı" diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda... Geleceğe dair hayallerim de yok zaten... Ben, sevgiyi yaşıyorum... Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli, o kadar kıymetli ki... Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları... Beklentisiz seviyoruz... Sevdiğimiz için seviyoruz... Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... Anlık seviyoruz... Deneyin... Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün... Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız..



İlk bakışta bağlandım s Tanıdıkça sevdim sevdikçe
tanıdım
Sen farkında değilsin belki ama
Bana göre bir
meleksin aslında
Ürküp kaçacak
kanatlanıp uçacak
Bahar gelince,
çiçek olup açacak
Korkut Sabah Çelik

Ağlamak çocuklara,
Affetmek ise Allah a mahsus.
Beni bir gün aldatırsan çocuk değilim ağlamam,
Allah değilim affetmem...

  
Karar ver. Sevgi mi? Aşk mı,?
Sevgi,bilgelik ister, Sabır ister. Aşk ise savaşçı.
Aşk,yalınkılıç dolaşır, Sevgi tarlalarında, Barbardır,hem de yağmacı.
Saçlarında rüzgar, kucağında sevgi var. Zalimdir, üstelik talancı.
Aşk,özgürlük ister, Onun için duyabileceğin Tekşey, Tutku,zevk ve acı,
Bilgeye gerekli olan ise, Hüzün ve sevgi. Daima aşkı arar gözleri.
Karar ver. Sevgi mi.? Aşk mı.?
Ama unutma. Bilge de bir zaman, Olmuştu savaşçı..
| | ÖNER KAÇIRAN |

ELBETTE   AŞK GEÇİCİ




Kavgayı bir ağacın yaprağına yazmak isterdim,sonbahar geLsin,yaprak kurusun diye..Öfkeyi ßir buLutun üstüne yazmak isterdim,yağmur yağsın, buLut yok oLsun diye..Nefreti karLarın üstüne yazmak isterdim,güneş açsın,karlar erisin diye..DOSTLUĞU ve SEVGİYİ yeni doğmuş bebeğin üstüne yazmak isterdim,onlar büyüsün ve tüm dünyayı sarsın diye...

Seni sevmek öyle güzel ki Çünküsü ve nedeni yok bu sevginin Birşeye bağlı olarak sevmek istemiyorum çünkü Seni sadece sen olduğun için seviyorum Eskiden hep ben diye başlardım cümlelerime Şimdi biz diyorum farkında mısın? Sen ve ben yani biz yani ikimiz... Biliyor musun en küçük olmusuzlukta ölmeyi düşünürdüm eskiden Risklere girmekten korkardım.. Şimdi birçok riski göze alabiliyorum Hem de ölmeyi düşünmeden Sen varsın çünkü biz varız Ve tüm zorlukları birlikte aşacağız... Sen yokken günler birbirinin aynısıydı Hiçbir fark yoktu ve hayat öyle boştu ki benim için.. Seninle birlikte yepyeni bir sayfa açtım hayatıma O sayfa öyle güzel ki hiç sonu yok Hiç karalama silme yok Herşey ilk günkü gibi.... Bana güç verdin , destek oldun ve Herzaman güvendin... Hayallerim hedeflerim oldu sayende Düşlerim gerçeklerim... Ve geleceğim Unutma ben senin geleceğinim Sen de benim... Çok zorluklar var önümüzde Ne kadar güçlüyüm bilmiyorum Günün birinde bir taşa takılıp düşebilirim Ya da yuvarlanabilirim bir uçurumdan aşağı Ama yanımda sen oldukça Korkmuyorum hiçbir şeyden Ne taştan, Ne uçurumdan , Ne de ölümden... AŞKI ögrendim seninle papatyam Sevmeyi ve sevilmeyi... Geçmişin hiçbir önemi yok benim için Değiştiremem çünkü Gelecek de çok önemli Ama daha önemli birşey var ŞİMDİ Yaşadığımız içinde bulunduğumuz an Ve ben şimdi çok mutluyum
ÇÜNKÜ SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ SENİ SEVMEK ÇOK GÜZEL ÇÜNKÜ SENİ SEVMEK : HER YENİ GÜNE SENİNLE BAŞLAMAK VE HER GÜNÜN BİTİŞİNDE HERŞEYE RAĞMEN SENİ SEVMEK ÇOK GÜZEL DİYEBİLMEK...

::::::Yağmur:::::
Yağmur yağıyor.
Ve yere düşen her bir damlanın çıkardığı hoş ve tatlı ses, beynimin en ücra köşelerine kadar işliyor, kalbimin taşlaşmaya yüz tutan noktalarına serpiyorum. Sonsuzluğa dalmanın hazırlığı içinde bir an gözlerimi kapıyorum. Gözlerimi açtığımda pencerenin kenarında, karşı binanın çatısında kanatlarını açmış, yağan yağmurla duş yapan bir kuşla karşılaşıyorum. Daha da artan sağanak yağmura aldırış etmiyor. İçimde bir an bir inkılap doğuyor. Delicesine sağanak yağmurun altında koşmak. Kime mi, neye mi, niçin mi? Hiç düşünmeden yokluğa, meçhule... Nasıl ulaşacağımı bilmediğim özgürlük sevdası için. Dalgalarıyla sahilleri döven deniz kadar sebepsiz. Fakat bir anlık. Karşı binanın duvarlarına senelerin tozları dökülmüş. Her zaman münzevileşen, her zaman ölüme daha da yaklaşan bu bina. Yağmur bu tozları yıkamak, silmek istiyor. O da biliyor bunun imkansız olduğunu ama bir çaba. Belki de bir sevda. O da biliyor Ferhat'ın dağları deldiğinin koca bir yalan olduğunu! Yağ yağmur yağ! Gönül ister ki hiç durma. Fakat her aşkın bir bitişi, her fırtınanın bir dinişi, her mumun bir sönüşü olduğu gibi sen de bizi bırakacaksın. Dirilttiğin anılar yeniden cesetleşecek. Özgürlükmüş, sevgiymiş, aşkmış. sensiz hiçbir anlamı yok bunların. Hepsi sana muhtaç. Ben bile...
silver_arrow
Ey sevgili..!
Görmelisin, yokluğun neler yaşattırıyor bana... Göz yaşlarım yağmur gibi damlarken şiir defterime Bahçemdeki söğütler ağıt yakan analar gibi Sallanıyor çektiğim ''of''larla..! Ve ayaklarım... Onlar ki, bambaşka bir sevdâda; Gittiğin yollardan bata-çıka sana gelmek istiyor, Pembe nasırlar tutsun istiyor yüzü... Zaptedemiyorum..!
BEN ACEMİ BİR AŞIĞIM
Gözlerimde Yorgun Rüzgarların Yerine Şimdi Sensizlik Esiyor Çaresizlik Yanlızlıkların Dostu Benim ise Yorgun Bedenimin Düşmanı
Ben Acemi Bir Aşığım Aşkınla Belalarda Dans Etmesini Öğrendim Yokluğunda Yanlızlığı , Mutsuzluğu Gördüm Varlığın ise Tarifsiz bir Mutluluktu
Gözlerindi Beni Geceye Çeken Ay Işığının Gölgesinde Çılgıncasına İsyan Ettiren Gündüzümde , Düşlerimde , Rüyalarımda Sayıklarım Seni Gözbebeklerindeki Yıldızlarımı Sayarım Bıkmadan Usanmadan Severim Seni Ruhumu Çalan Gözlerinde
Dedim ya Güzelim Ben Acemi Bir Aşığım Ne Sevmesini Bildim Nede AŞIK Olmasını
 
  
   
   

SEVGİ
Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan. Yollar vardır aşılması güç olan. Kalpler vardır acılarla parçalanan. Ve insanlar vardır hiç unutulmayan. Sanma beni sevipte bırakanlardan. Benim sevgim mezara kadar olandan
SEVGİLİYE
Her mevsim kalbimde kır çiçeğim benim. Dualarım sana,gözbebeğim benim. Ölsem de vazgeçmem tek dileğim benim. Sen benimsin ben de senin. Sonsuza kadar yemin ederim.
Benim canım sevgilim.
sevgililer günün kutlu olsun
Sen benim ilkim ve sonum, sen benim yıldızlara bakışım ve ağlayışım , sen benim yanlızlığım ve sessizliğim, sen benim gün ışığım ve ay ışığım, SEN BENİM BİRTANEMSİIN !
SENİ SEVİYORUM

|
hayatımın aşkı, beni incittin
kalbimi kırdın, şimdi terk ediyorsun
hayatımın aşkı göremiyor musun
getir geri, getir geri
onu benden alıp götürme
çünkü bana ne ifade ettiğini bilmiyorsun
hayatımın aşkı beni terk etme
aşkımı çaldın, şimdi terk ediyorsun
hayatımın aşkı göremiyor musun
getir geri, getir geri
onu benden alıp götürme
çünkü bana ne ifade ettiğini bilmiyorsun
hatırlayacaksın bu sonlandığında
ve her şey yolunda olduğunda
ben daha yaşlandıkça
orada olacağım, yanı başında
seni hala sevdiğimi
seni hala nasıl sevdiğimi hatırlatmaya
çabuk dön, çabuk dön
onu benden uzaklaştırma
çünkü bana ne ifade ettiğini bilmiyorsun
hayatımın aşkı
hayatımın aşkı
('Love of My Life'ın Sözleri / Queen) |
love of my life, you hurt me
you broken my heart, now you leave me
love of my life can’t you see
bring it back bring it back
don’t take it away from me
because you don’t know what it means to me
love of my life don’t leave me
you’ve stolen my love now desert me
love of my life can’t you see
bring it back bring it back
don’t take it away from me
because you don’t know what it means to me
you will remember when this is blown over
and everything’s all by the way
when I grow older
i will be there by your side
to remind how I still love you
i still love you
hurry back hurry back
don’t take it away from me
because you don’t know what it means to me
love of my life
love of my life
('Love of My Life's Lyrics / Queen) |


ﮓeniﺄ ﮕevﺂﬠﻩrﺙm
"SENİ SEVİYORUM"
demeyi özlemek..
Akliniza geldikçe bu sözcükler, dilinizin ucuna takilir ve sonu huzursuz bir sessizliktir... Bu sessizlikler eksik bir sevgiyle birikir içinizde. Tüketilmis bir sevda vardir ellerinizde. Birisi veya birileri tüketmistir sevdanizi. Ve siz hep ayni sorulari soruyorsunuzdur kendinize "sevdalar tükenir mi?", "ask eksilir mi?" Bilmezsiniz eksilen ask degildir, sizsinizdir gidenin ardindan. Sevdiginizi söyleyemedikçe eksilirsiniz. Sevdiginizin yokluguna, seni seviyorum diyememenin acisina uyanirsiniz her gün...
Giden gitmistir ama hesabi verilmemistir sevdanin. Birileri sevdanizi tüketmistir, sevdanizda sizi... Sanki sevdiginize bir kez daha seni seviyorum diyebilseniz geri dönecektir, "bak sevdan ellerimde, onu hiç birakmadim" diyecektir sevdiginiz... Yalnizliginizin avuntusudur bu... Ama bir kez daha "seni seviyorum" diyemezsiniz. Sevdaniz artik sessizliginizdir. Sessizliginizde eksilirsiniz ve sorulariniza bir yenisi eklenir; "sevda, eksiltir mi insanlari?"
Gidenin bir gün geri dönmesinden, tekrar size "seni seviyorum" demesinden korkarsiniz. Öyle çok acimistir ki içiniz, sessizliginiz üzerinize öyle sinmistir ki sevdiginizin dönmesini isteseniz de, korkarsiniz. Çünkü siz artik siz degilsinizdir. İçinde "seni seviyorum" lar biriktirmis, bedenindeki dokunuslari göz yaslariyla yikamaya çalismis, yaralari kanamasin diye birilerine sarilamayan birisinizdir artik...
Basit iki sözcüktür "Seni seviyorum" Ama bu sözcükleri söyleyemedikçe kendinizden uzaklasmışsınızdır... Sevdalarin tükenecegini, asklarin eksilecegini kabullenmissinizdir... Sözcükler anlamini yitirdiginde, yasaminda anlamini yitirdigini sonradan fark edersiniz ve sevdiginizin giderken hayatiniza anlam katan tüm sözcükleri de götürdügünü "SENİ SEVİYORUM..!" demeyi özlemeye basladiginizda anlarsiniz....
 
NEYLERSİN
Bazen acı dinmez, bazen de yağmur Sevgilim gülümse, her şey unutulur Suskunuz bu akşam üstü Hasrete yanmışız, neylersin Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye Kalırsa, sadece o hüzün kalır.. Sen de anladın ki yapa-yalnızız... Buluşmamız yasak, Görüşmemiz uzak... Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız, Neylersin...
Ah güzelim, İncinmiş bir sesi vardır yağmurun; Yanaklarına vurduğunda hissedersin. Ve bir veda sözcüğü, saçlarına, Titreyen bir öpücükle dokunduğunda; Bu anı dondurmaya yetmez nefesin. Bir film sahnesi gibi Akar gider ayrılık, Neylersin...
Biz zaten hiçbir romanda Kendi hayatımıza rastlamadık. Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı. Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı. Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız. Oysa, tuttuğumuz balıkları bile Yeniden denize bağışlamıştık. Biz, hayata dair Hiçbir yanlış yapmamıştık... Neylersin...
Biz bu sonucu hak etmedik, Hayır etmedik... Ömrümüz bu talana lâyık değildi.
Bazen acı vurdu, bazen de yağmur Hiç gülmedi yüzümüz, Hiç büyümedi gülümüz... Bizi yalnızca akşamlar kucakladı, Biliyorsun, Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...
Bir gün, bu öykünün sonuna gelince Ansızın desem ki: hoşça kal canım! Unutursun, Mecburen unutursun... Yıldızlar söner, bu aşk da biter! Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız. Neylersin...
Ah bebeğim, ah.. . Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının, Dudaklarına sızınca fark edersin. İçindeki vurgun aşklar mezarlığında, Ayrılık, ölümden üste yazılınca, Gideni durdurmaya yetişmez sesin... Bir inme gibi Dolanır bedeninde pişmanlıklar, Neylersin...
Biz zaten hiçbir sinemaya Tam vaktinde yetişemedik. Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı. Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı. Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi. Oysa Nuh'un gemisinde bile Bize yer kalmamıştı. Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı. Neylersin...
Biz bu aşkı sürdüremezdik, İnan, sürdüremezdik... Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur... Unutmasan bile artık Unutur gibi yapacaksın. Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda, Hiç bitiremediğim Bir şiir olarak kalacaksın...
Yusuf HAYALOĞLU



Bir Ayrılış Hikayesi...
Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki: Baktım
?
NAZIM HİKMET RAN..
Bence Simdi Sen de Herkes Gibisin
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
NAZIM HİKMET RAN...

İnsanların
çoğu kaybetmekten korktugu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kiymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.



Kanatlarının çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma!
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün...
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma herşeyi
Sevdiğin kadar sevileceksin
Güneşin doğuşundadır
Doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak
Kendini güzel hissettiğin
Kadar güzelsin!!
İşte budur hayat
İşte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda
Aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar
Çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir

AŞK BİTTİ
aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim Belki bir yağmur yağar akşama doğru Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair Aşk bitti işte tam da öyle
AHMET TELLİ
A Ş K VE S E V G İ
KARTLARI

Rüzgar Gülü
önümden çekilirsen İstanbul görünecek nerede olduğumu bileceğim sisler utanacak,
eğilecek ağzının ucundan öpeceğim saçına kalbimi takacağım avcunda bir şiir büyüyecek nerede olduğumu bileceğim
bu çıplak geceler yok mu bu plak böyle ağlamıyor mu camları kırmak
işten değil delirecek miyim neyim kirpiklerimden mısra dökülüyor kenya'da simsiyah yalnızım yoksul bir şilepte gemiciyim malezya'da yük bekliyorum önümden çekilirsen ,
İstanbul görünecek nerede olduğumu bileceğim
gözlerini söndürme
muhtacım ben senin aydınlığına muhtacım yepyeni bir ilkbahar harcayıp bir yaz boğup,
bir sonbahar harcayıp rüzgar gülünü arayacağım oran'da pernanbouc'ta timbuktu'da vinçler yine akşamları indirecekler yine karanlığa bulaşacağım gözlerin rüzgarda savrulacak
ikimiz iki sap buğday olsak sen benim olsan,
ben senin olsam bir gece vakti aklına gelsem uykunu tutsam
bırakmasam seni kucaklasam,
kucaklasam birbirimizin kalbini dinlesek dünyanın kalbini dinlesek büyük ateşler yaksalar iki güvercin uçursalar nerede olduğumuzu bilsek...
Atilla İlhan

SUSKUN
Sus, kimseler duymasın. Duymasın ölürüm ha. Aydım yarı gecede Yeşil bir yağmur sonra... Yağıyor yeşil.
 En uzak, o adsız ve kimselersiz, O yitik yıldızlarda duyuyor musun? Bir stradivarius inler kendi kendine, Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.

Önce bendim diyor ve sonra benim... Ölümsüz, güzel ve çetin. Ezgisidir dolaşan bütün evreni, Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
 Canımı, tüylerimi sarmada şimdi Kendi rüzgarıyla vurgun... Sarıyor yeşil.
 Rüya, bütün çektiğimiz Rüya kahrım, rüya zindan. Nasıl da yılları buldu, Bir mısra boyu maceram...
 Bilmezler nasıl aradık birbirimizi, Bilmezler nasıl sevdik, İki yitik hasret, İki parça can.
 Çatladı yüreği çakmaktaşının, Ağlıyor gök kuşaklarının serinliğinde Çağlardır boğulmuş bir su... Ağlıyor yeşil.
 Yivlerinde yeşil güller fışkırmış, Susmuş bütün namlular... Susmuş dağ, Susmuş deniz.
 Dünya mışıl-mışıl, Uykular derin, Yılan su getirir yavru serçeye, Kısır kadın, maviş bir kız doğurmuş. Memeleri bereketli ve serin... Sağıyor yeşil.
 Aydım yarı gecede, Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat, Ve Sezar'sa, bir ad yıkıntılarda. Ama hançer taşı sanki Koca Kartaca!
 Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne Bak nasıl alıyor, yiğit, Binlerce yıl da sonra Alıyor yeşil.
 Vurur dağın doruğundan Atmacamın çalkara, Yalın gölgesi. Kuş vurmaz, tanısan almaz, Ama aç, azgın

Köpek balıklarıydı parçaladığı Bak, Tiber saygılı, suskun. Bak nilüfer dizisi zinciri.
 Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır, Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi, Ve ilk gerillası Spartaküs'ün. Susuyor yeşil.
 Sus, kimseler duymasın, Duymasın, ölürüm ha. Aymışam yarı gece, Seni bulmuşam sonra.
 Seni, kaburgamın altın parçası. Seni, dişlerinde elma kokusu. Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum..
. Mısra çekiyorum, haberin olsun Çarşıların en küçük meyhanesi bu, Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
 Derimizin altında o ölüm namussuzu... Ve Ahmed'in işi ilk rasgidişi. İlktir dost elinin hançersizliği... Ağlıyor yeşil.
Ahmet ARİF
   
İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE KAR YAĞIYOR ERİK AĞACINA KAR YAĞIYOR KUMRULARIN ÜSTÜNE DAĞ ZORBASI GİBİ HAİN VE UMARSIZCA ERİK AĞACI ÖKSÜZ KUMRULAR EVSİZ KALIYOR BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN BİRBEN ACIYORUM KUMRULARIN HALİNE
İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE ANSIZIN BİR KEDİ GEÇİYOR PENCEREMİN ÖNÜNDEN SÖYLENE SÖYLENE SİNİRLİ VE ISLAK BİR KEDİ BELLİKİ ANSIZIN YAKALANDI BİR ÇATININ TEPESİNDE VE MUHTEMELEN UYKUNUN EN TATLI YERİNDE BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN BİRBEN ACIYORUM HALİNE
İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE SEN MUHTEMELEN ENDERİN UYKULARDA BEN PENCEREMİN ÖNÜNDE İSTANBULA KAR YAĞIYOR KAR YAĞIYOR PENCEREME O SEBEPSİZ GİDİŞİN GELİYOR GÖZLERİMİN ÖNÜNE KAR CAMDAN GEÇİYOR TEN'DEN GEÇİYOR USULCA DOLUYOR YÜREĞİME
VE BİR ÇİÇEK YEŞERİYOR KENDİLİĞİNDEN DONMUŞ KALBİMİN ORTA YERİNDE UZUN KIŞ GECELERİNDE YİTİRDİM SENİ ÖLDÜNMÜ KALDINMI HABERİN GELMEZ BİLMEMKİ BİR TANEM NERDESİN ŞİMDİ HER YAĞAN KAR'DA KAYBEDENLER OLUR HEP KİMİLERİ YUVALARINI KİMİLERİ RÜYALARINI KİMİLERİDE SEVDALARINI İSTANBULA KARYAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE
Naki Kızıldağ

|
|
KALDIRIMLAR
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık. Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
NECİP FAZIL KISAKÜ



|
CANIM Canım, sevdiğim, yüreğim Bu duvarlar bizi ayırmaya yetmez bilesin Bu kapılar, bu demir parmaklıklar hava inan Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü Bazen bir serçe kadar güçsüzsem bir nedeni vardır hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi
Yılmaz Güney

RÜYADA OLSA GÜZELDİ
Rüya da olsa güzeldi Gerçek olmadığını bilsemde İnandım Sanki varmışsın gibi davrandım
 Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum Olabilecek en rüyamdı galiba Bu yüzden tuttum elini uzun uzun
 Gülümsüyen yüzüne bakarak Doyasıya sarıldım sana Bitmesin diye bu rüya
METİN KARAKAYA
MUTLU OLMA ŞANSI Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını acımız yaptık çünkü. Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile içimizi parçaladı. Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk... Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım. Yaşamak ne güzeldir be sevgili... Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek... Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...
Yılmaz Güney
|
Birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın
|
|
Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine Sevmek neymiş birgün anlarsın
 Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş birgün anlarsın
 Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş birgün anlarsın
 Birgün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş birgün anlarsın
 Birgün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
|
|
Şair : Ümit Yaşar Oğuzcan |


Deniz Feneri
Sen Deniz Feneri Hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun Çocukluğun yıkık kentlerde Ve kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti. Okuma yazmayı öğrendiğin Gazetelerdeki terör sayfaları Ve Haliç tersanelerinde korsanlar Evden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar...
Her sokağın başında anaların isyanı dururdu Ve günler kısa ama geceler uzun olurdu. Bir kurşun bir liraya Ve bir hayat bir kurşuna mal olur, Senin doğduğun yerlerde İnsanlar can evinden vurulurdu.
Sen Deniz Feneri Sarayburnu'nun dimdik delikanlısı Yavuz zırhlısında deniz piyade eri Yetmişikiye dört çakı gibi asker Arkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyan Ve giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan...
Yıkar mı bizi bu sevda! Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam?
Hadi kalk! Eski günlerde olduğu gibi Karanlığa yine ışık yak!
Arka bahçedeki mahalle kavgalarında Kaşına sapan taşı geldiği günden beri Hani kanına kanımı sürdüğüm o günden beri Can dostum ve kan dostum İster kalbine gömdüğün sevdamın aşkına İster Allah'ın aşkına
Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimize Savaşmak ne güzel bir şey uğruna Ve yeniden âşık olmak...
Ve Sen Deniz Feneri Sarayburnu'nun dürüst delikanlısı Kalbine gömdüğün aşkın Gönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinle Senin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktı Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.
Deniz Feneri Unutmadık o günleri Sevdamız yüreğimizde gizli kalır Ve mahallenin kızına âşık olmak Ayıp sayılırdı Bir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdı Ve dünya dedikleri şey yalandı...
Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizde Ve namerdin yıkamadığı mertliğimiz Silah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık
Tesbihi çekmek, silahı saklamaktı Yazık... Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildi Sonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklar Artık senin işin değildi...
Sen Deniz Feneri Sarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısı Ne geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seni Ne de geleceğe satılan aşklar
Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıyla Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri Suçüstü yakalanırken en güzel umutların Gözlerini bir ihanet anında açmışlığın Ve yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını
Hey Deniz Feneri!
|

| |
Aynalardan sundum gönlümü sana Ruhum gözlerinin rengine tutsak Bir gece bir kuş gibi girsem rüyana Eder misin bana sevdanı yasak?
Hayal, bir pencere, umut, bir ışık Dünyam bir karanlık kutu gibidir Sorma, kimin nesi bu deli aşık Bir bakışın bile muştu gibidir.
Rüzgârı anlayan bilir öteyi Can kuşum, yüzünü kalbime çevir Delinsin gecenin, kanlı eteği Bu bir korku devri, hüzünlü devir..
Uzak bir rüyânın iklimlerinden Ebedi bir bahar bekliyor gönlüm. Bir haber verseler bana derinden Sonsuzluk müjdesi getirse ölüm.
Ruhum, öyle mahzun durma karşımda Bir gün yıkılacak hicran duvarı Zaman, bir heyûlâ gibi başımda Peşime taksa da bir bir yılları.
Ürperti ve hasret içimi oymuş Gözlerimin rengi, kırmızı şimdi Doluya tutulmak demek ki, buymuş Yağmur, damarımda bir sızı şimdi.
Sensiz bir harabe gibi yüreğim Ne güneş doğuyor üstüme, ne ay Sen gül ki, yüzüme ben de güleyim Yüreğim seninle süslü bir saray...
Nurullah GENÇ
|
| | |
| |
Korkmuyorum seni sevmekten
Kaçmaya çalıştığın gerçek
Birgün karşına çıkacak. Ve işte o gün Kaçacak yerin olmayacak. Ben senin varlığını seviyorum, Yokluğunu seviyorum Sana ulaşamadığım dakikalarda. Seni duymayı Seni özlemeyi
 Hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum. Hiç korkmuyorum seni sevmekten. Senin gülüşünü seviyorum. Her bana bakışında Gözlerinede okuduğum o duyguyu Gözlerindeki gözlerimi seviyorum. Gönlünü seviyorum Özünü seviyorum senin Dudaklarındaki sözlerimi seviyorum
 Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben sendeki o sıcaklığı Sana olan uzaklığı seviyorum. Yanaklarından akan göz yaşlarını En çok, dağınık olduğunda saçlarını Beni arayan ellerini seviyorum. Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen Ayrılığını seviyorum,
 En çok yalnız kaldığımda Beni bulan gönlünü seviyorum. Ben en çok senin bana olan Sevgini seviyorum. İçimden haykırmak geliyor. Dünyaya sığdıramadığım seni Kalbime sığdırmak geliyor. Ağlamak geliyor seni görmezsem
 Özlemek geçiyor içimden seni Sevmek geçiyor. İçimden sana doğru giden Bin bir türlü yol geçiyor. İçimden sen mutlu olacaksan Ölmek bile geçiyor gülüm. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben yalnızca seni seviyorum,
 Ne o muhteşem güzelliğin Ne kalbimdeki özelliğin Ne de sevdiğim için değil, Seni yalnızca sen olduğun için, Ruhun için Kalbin için Aklın ve sevgin için seviyorum seni. Ben seni en çok kendim için seviyorum Belki de ilk defa bencil oluşumu
 Sana borçlu olduğum için. Seni her şey için seviyorum. Ve sahip olmadığım Hiçbir şey için. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Her dakika seninle olmayı seviyorum. Gözlerimi her açtığımda Aklıma gelişini seviyorum. Her gece uyumadan önce Seni sevdiğim aklıma gelince Sensiz uyumayı bile seviyorum
 Uyumadan önce seni düşününce. Ben seni en çok Umutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben seni bu şehirde olduğun için değil Benimle aynı toprağa ayak bastığın için Benimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum.
 Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığı Senin de gözlerine vurduğu için seviyorum. Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşi Sana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni. Beş bin yaşındaki bu dünyada Benimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum.
 Ben seni benimle yaşadığın için Benden hiç gitmediğin için seviyorum Beni hiç terketmediğin için. Ellerini seviyorum tanrıya açıldığında Kalbini seviyorum kapıları açıldığında Ve gözlerini seviyorum Her karşımda kapanıp açıldığında. Bana baktığında İçimde yakaladığın coşkumu seviyorum,
 Her bana baktığında Seni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Her kibrit çaktığımda Alevin içinde seni görmeyi seviyorum. Her sigara yaktığımda Dumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum.
 Her bana baktığında O kadar çok seviyorum ki seni sevmeyi Yalnızca sen olduğun için hayatımda Kendimi bile seviyorum Sen olunca aklımda. Kalbimi seviyorum seni seviyor diye Gözlerimi seviyorum seni görüyor diye. Ruhumu seviyorum, seni ruhuna Bu kadar yakın diye.
 Varlığımı seviyorum, Sırf sana borçlu olduğum için Mutluğumu seviyorum. Gülümsememi seviyorum seni düşününce Ayakta kalışımı seviyorum sebebi sen olunca Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Ben sana olan sevgimi yazan Kalemimi seviyorum.
 Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum. Sana olan sevgime benzettiğim Her sevgiyi seviyorum. Bana seni hatırlatan herşeyi Sana giden yolları seviyorum. O kadar çok seviyorum ki seni Seni kaybetmek korkusunu bile, İçinde yalnızca, sen olduğun için Sana karşı duyduğum bir duygu olduğu için Korkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Yine de korkmuyorum seni sevmekten. Seni seviyorum.
 

SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM
Dağ başında bir avcı kulübesi Yerle diz boyu kar Ocakta ateş Dışarda rüzgar Hadi gel Önce sevişmeliyiz uzun uzun Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp Birer birer öpmeliyim Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana Böylece ölmeliyiz Aradan yıllar geçip Bizi buldukları zaman Etlerimiz çürümüş olsa da Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden Hadi gel Nefes almak hüner değil Seninle ölmek istiyorum.
Ümit Yaşar Oguzcan

BEN ARTIK KÜSÜM
beni de kırdılar içimide kırdılar karanlık camlardan sular akıyordu şimşekli bir boşlukta saat vurdu beni de kırdılar belki yalnızdılar belki onların da çocukluğu yoktu bütün şarkılara kapalıydılar bir genç kız değmemişti saçlarına
  beni de kırdılar ben artık küsüm yağmurları yağmıyor ağaçlarıma sularından içmiyorum susadım ama beni de kırdılar soğuk bir ölüm çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm bütün şarkılara kapalıydılar
ATTİLA İLHAN
|

SANA SESLENMEK İÇİN
Gece sesizce başlıyor ve ırmağın Öte yakasına geçiyor atlılar. Bir papatyanın acısını dinliyorum. Gökyüzü gitgide genişliyor. Islak yaprakların derin yeşilliği Islak dağların uyandırdığı keder. Kendime bir demet çiçek topluyorum Öğretmenimin iliklediği göğsüm

Ne kadar genç Ağzımda taptaze bir tütün kokusu Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda Bir ağız mızıkası. Öğrendiğim ilk şarkılar Yollar yollar yollar boyunca Söylediğim ilk şarkılar Sevgilim olan bütün kızlar Siyah önlükleri ve

Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım... Ey akşam, ey bir aşkın Başlaması ve bitmesi Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran. Gece evleri sardığında
Ve bahçeleri

Işıklar içinde kaçıp giden Bir tavşan gibi yalnızım. Yolun iki yanında kalan Karanlık dağların ötesinde Neler olup biter Ve girdiğimiz uykulu kasabada Lokantadaki uykulu çocuk Ölgün ışıklı lokantada Ölgün patatesler. Bir adamın

Doğması ve ölmesi Ve bazı işlemeler yapması hayatında Bazı bağlardan Üzüm toplaması Bazı sinamalara gitmesi Bazı kızları sevmesi Ve ölesiye yalnızlık çekmesi Bazı şehirlerde.

Ey akşam, turuncu ve mor akşam Ey gökyüzü, ey benim Gittikçe esmerleşen kalbim. Şimdi beyaz bir kızın Yanında olabilmek için Bazı çılgınlıklar yapabilirim Onu boynundan öpsem ve onunla Dünyada olup bitenleri konuşsak İngiliz birahanelerinde

Damalı kasketleri Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle Ve bütün emekçiler gibi Çocuksu gözleri Partal elleriyle oturan İşçilerden konuşsak Zencilerden konuşsak sonra Gülünce bütün yüzleriyle gülen Yakışıklı ve hazin

Zencilerden. Gece dünyanın her yerinde Geliyor ve her yerde Aynı duygu uyanıyor kalbimizde. Sen şimdi Duvarına bir şiirimi asmışındır Uyuyorsundur Belki düşünüyorsundur Sonuncu kattaki odandan Yıldızlara bakarak. Ve yıldızlar her zaman

Eski ve tanıdıktır. Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında. İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda Sırtüstü uzanıp toprağa Baktığımız yıldızlar. Bir harman yerinde ya da. Düz bir damda. Uzaktan Bütün kürtçe türküler gibi Yanık bir türkü gelirken Sıcaktan bunalırken

Evler ve yollar; Ve yaşlı kadınlar Uyuklar gibi büzülüp minderlerine Düşünürlerken eskisini Olağanüstü günlerini Gece sesizce başlıyor ve ırmağın Öte yakasına geçiyor atlılar Çalıların hışırtısını dinliyorum. Sana seslenmek için Yeni şiirler tasarlıyorum ...
Ataol BEHRAMOĞLU

SON PİŞMANLIK
Hikaye bu ya; Bir gün kirlangıç Gider ve bir adamin penceresine konar. Gagasiyla tiklatir pencereyi ve adam pencereyi açar sorar - Ne var ? diye Biliyorum der kirlangiç, Sana garip gelecek ama, müsaade edersen eger Seninle kalabilirmiyim ? Niyeki der adam uzun süredir izliyorum seni, Evine kimse girip çikmiyor. Anlasilan ne esin, ne dostun, ne arkadasin var. Beni içeri al ister bir kafese koy istersen avucuna allip sev Ne olur bundan sonra seninle kalayim' der. kirlangiç.
Adam şaşırır, Düsünür, taşınır. Ve reddeder kırlangıcı Olmaz der. Kapatır pencereyi.
Ertesi gün tekrar gelir kirlangıç ve konar pencereye adam açar Yine ne var der gibi bir ifade yüzünde Kirlangiç "Beni içeri al diye tekrarlar yine -Neden sen ? der adam Çünkü seni seven ben . der kirlangiç...
Üçüncü gün son kez gelir kirlangiç ve adama bak der. Bu sana son gelisim ve son kez seslenisim Havalar sogudu Artik göçüyoruz Sicak ülkelere gidiyoruz Alti ay buralarda yokuz. Ne olur beni içeri al ister kafese koy kapat istesen avucuna al sev yeterki sana yakin olayim.
Olmaz der ada ben bir insanim sen bir kus Elalem ne der bu ise...
Hadisenin nihayetinde adam örter yine pencereyi ve krilangiç da uçar gider Diger kirlangiçlarla birlikte sicak ülkelere..
Adam yine yanliz kalmistir. Yine yalniz kaldim der kendi kendine Kirlangicin içeri girmesine ve evinde kalmasina izin vermemistir ama Aslinda bir hayli içerlemistir Tamam belki bir kus Belki bir hayvan ama ik defa ona biri Seni seviyorum demistir.
O güne kadar birinden Bu iki kelimeyi duyacagi günü beklemistir Duydugunda ise yüz çevirmistir.
Adam pisman olur Ve kirlangici beklemeye karar verir Artik bir kus da olsa Onu seven biri vardir Alti ay sonra geri gelecektir. ve sevdigi insanin evine girecektir. Aradan bir ay geçer iki ay geçer üç dört ay geçer Altinci ay Adam artik evinin penceresi sonuan kadar açik beklemektedir. Nihayet altinci ayin sonunda Ufukta kirlangiçlar görülür hepsi öbek öbek geri dönmektedir. Sanki adam için uzaktan yaklasan bu manzara bri dügün bayram gibidir. Kirlangiçlar gelir Kirlangiçlar geçer pencerenin önünden Ama biizim kirlangici adam bir türlü göremez Nihayet son kirlangiçta geçmektedir pencerenin önünden Bir dakika bakarmisin der adam son kirlangica Buyurn beyefendi der der kirlangiç adam sorar bir kirlangiç vardi Buraya gelir pencereme konardi beni sevdigini söylerdi Gördünüz mü benm kirlangicimi ? Kirlangiç Beyefendi ne zaman oldu bu olay? Adam ee daha çok yeni alti ay kadar oluyor Siz buradan göçüp gitmeden önce yani Ohoo,siz kirlangiçlarla ilgili gerçegi bilmiyorsunuz herhalde? der kirlangiç Hayir der adam nedir o gerçek ? Kirlangiç: Sudur: kirlangiçlarin ömrü alti aydir..
HİÇ BİR ŞEY İÇİN GEÇ KALMAMANIZ DİLEĞİYLE.... LAVİNİA SEVGİ
| Tutamadık Hayatın Ucundan... |
|
|
|


 
| Bir başka özledim seni |
|
|
Bir Başka Özledim Seni
Nedendir bilmem, bu gün bir başka özledim seni Nefes alırken, nefesimi bir başka çektim içime Sigaramı bir başka içtim Ağlamak geldi içimden, durup dururken Bir başka küfür ettim, bir başka baktım şu kahpe dünyaya Ardından, her zamanki gibi yatağıma gidip, yorganı kafama dek çektim Ve yine sana geldim
  
|
Yalnız Olanlara;
Aşk bir kelebek gibidir, peşinden koştukça hep senden kaçar.. En iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir... Aşk mutlu eder, bazen de üzer ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer..
Sevgilisi Olanlara;
Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir, seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır...
Çapkınlara;
Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme.. İçinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme.. Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme..Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme, çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir...
Evli Olanlara;
Seven insan "senin hatan"yerine "özür dilerim" diyendir... "neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir.. "nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir.. ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir...
Kalbi Kırık Olanlara;
Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.
Aşık Olmaktan Korkanlara;
Aşka düş ama tökezleme, anlama bekleme, paylaş ama isteme, yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...
Sevdiğini Fazla Sahiplenenlere;
Sevdiğinin bir başkasiyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..
Aşkını İtiraf Etmeye Çekinenlere;
Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir, sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç firsat vermemektir..
Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere;
Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmedigini gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır... Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bilki 10 sene sonra yine haketmeyecektir...
Bırak, gitsin...
Müşfik KENTER
****************************************************

|

SEVGİYİ BİLGİSAYARINIZA YÜKLEYİN

Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: İlk olarak KALBİM dosyasını açmanız lazım. Açtınız mı?
Müşteri: Evet açıldı. Ancak şu anda GEÇMİŞ_ACILAR.EXE, DÜŞÜK_GÜVEN.EXE, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?
Yetkili: Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak GEÇMİŞ_ACILAR.EXE'yi silecektir. Gerçi bir süre geçici hafızada kalabilir ama artık diğer programları etkilemez. SEVGİ er veya geç DÜŞÜK_GÜVEN.EXE'yi silere YÜKSEK_GÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak siz, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE'yi mutlaka kendiniz kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ'nin yüklenmesine engel olurlar. Onları kapatabilir misiniz lütfen?
Müşteri: Tamam kapattım, SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi?
Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece temel program. Üst sürümlerinin yüklenmesi için başka KALP'lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.
Müşteri: Haydaa... Daha şimdiden hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: Mesaj ne diyor?
Müşteri: Hata-412! Program iç sistemde çalışmıyor! Bu ne demek?
Yetkili: Endişelenmeyin, bu çok rastlanan bir sorun, çözümü de var. Hata mesajı, SEVGİ programının başka kalplerde çalışmaya hazır olduğunu ancak sizin kalbinizde çalışmadığını söylüyor. Biraz karmaşık bir programcılık dili oldu galiba... Sade bir dille şöyle diyor: 'Programın başkalarını sevebilmesi için önce sizin kendi sisteminizi sevmeniz gerektiğini' söylüyor.
Müşteri: Peki ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: 'Kendimi Kabullenme' isimli dosyanın içinde bulacağınız KENDİNİ_AFFETME.DOC, KENDİNE_GÜVENME.TXT, DEĞER_BİLME.TXT VE İYİLİK.DOC isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini KALBİM dosyasına kopyalayın.
Müşteri: Tamam. Başka bir şey var mı?
Yetkili: Şimdi çalışacaktır gerçi ama, biz ilerisi için de tedbir alalım... SÜREKLİ_KENDİNİ_ELEŞTİR_HAYATI_ZEHİR_ET.EXE diye çok uzun isimli bir dosya vardır. Onu bütün sistemde tarayın ve gördüğünüz her dosyadan silin, sonra çöp kutunuzdan da atarak tamamen kaybolduğundan emin olun!
Müşteri: Yaptım. Hey harika... Neler oluyor?.. KALP temiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.MPG monitöre geldi. SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.COM hepsi KALP'e yerleşiyor.
Yetkili: Güzel, demek ki SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren her şeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan önce son bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Müşteri: Nedir?
Yetkili: SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınız herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonunda size tertemiz modüller olarak dönecektir... Mutluluklar...
Müşteri: Teşekkürler. Size de mutluluklar...
|


|
Sevgi; Birini sevmekse, Aşk; Onun uğrunda ölmektir. Sevgili; Seni bırakıp gitse de, Yeniden dönebilendir.... | | |
HEPSİ BU
Sormadım hiç kimseye '' şimdi nerededir? '' diye. İsmini söyletmedim dost sohbetlerinde.
Kızmadım, kızamadım. Suçlu bendim belki de. Sadece seni çok, çok sevdim. Hepsi bu.
ERHAN GÜLERYÜZ

|
|
|
|
|
|

|